KAFKASYA KÜRTLERİ
Dr. İmbat Muğlu

KAFKASYA KÜRTLERİ

Reklam
Hz. Ömer zamanından itibaren kitlesel hâlde Müslüman olan Kürtler kısa bir süre sonra İslam orduları içinde yerlerini almış ve İslam ordularının özellikle doğudaki seferlerinde ve Kafkasya’daki akınlarında önemli yer tutmuşlardır.Kafkasya’da İslam’a karşı Hristiyan Gürcülerin direnişinin kırılması için aralarında Selâhaddin-i Eyyûbî’nin ailesinin de bulunduğu Kürt aşiretleri bugünkü Karabağ çevresine yerleştirilmiş, böylece Kafkasya’da Rusya’nın istilasına ve nihayetinde Batılılaşma sürecine kadar bölgenin tarihinde önemli bir yer tutan bir Kürt nüfus oluşmuştur. Bu çerçevede Kafkasya’da İslam orduları içinde yer alan Kürtler, Revadi aşiretinden Muhammed b. Şeddâd emirliğinde, 951’de Şeddadi beyliğini kurdular. Başkenti önce Dvin, sonra Gence olan Şeddâdî beyliği Tebriz, Nahcivan, Gence, Tiflis, Demirkapı, Karabağ, Ani gibi yerleşimlere hakim olarak İslam’ın Kafkasya’daki temsilcisi konumuna çıktı.1040 yılında Selçuklular ile Gazneliler arasında vuku bulan Dandanakan Savaşı’nın Selçuklular tarafından zaferle neticelenmesi akabinde savaşın cereyan ettiği topraklarda tarihi bir değişlik olmuştur. Savaşın sonucunda Gaznelileri kötü bir son beklerken, Selçuklular için ise devlet olma yolunda hızla ilerlemesine vesile olmuştur. Selçuklu Beyleri bir araya gelerek Tuğrul Bey’i Horasan Emiri olarak seçmişlerdir. Bugün İran'ın başkenti Tahran’ın güney ucunu teşkil eden, Rey şehri Selçukluların payitahtı haline gelir. Büyük Selçuklu Devleti kurulmadan önce Oğuzlar'dan kopan bir kısım boylar Azerbaycan, Güneydoğu Anadolu ve Irak'a gitmişlerdi. Tuğrul Bey'den sonra yerine 27 Nisan 1064'te Büyük Selçuklu Devleti'nin ikinci hükümdarı olan Sultan Muhammed Alparslan geçti. Alparslan Anadolu'ya yönelir. Sultan Alparslan'ın, Malazgirt'te 26 Ağustos 1071'de Bizans İmparatoru Romen Diyojen'in ordusuna karşı sayı olarak az ancak yürekli askerleriyle asırlarca konuşulacak taktiksel bir savaşla elde ettiği büyük başarı, her zaman hafızalarda yerini alacak bir sonuç doğurmuştur. 1071'deki Malazgirt zaferinden sonra Anadolu kapıları sonuna kadar açılır. Tuğrul Bey zamanında Bağdat Seferi ile başlayan Selçuklu-Kürt ittifakı Malazgirt Savaşı’nda Mervani Kürt Emirliği 10.000 civarında askerin katılımı ile iyice pekişir. Mervânî Devleti, Bâd b. Dûstek tarafından kurulmuştur. Devleti kurma faaliyetlerine Hizan ve Maden arasındaki Bahesmâ dağlarında başlayan Bâd’ın, bir süre sonra bölgeyi kontrol altına aldığı görülmektedir. Adudüddevle’nin ölümünden sonra Büveyhîlerde vuku bulan iktidar kavgalarından yararlanan Bâd, Diyâr-ı Bekr Bölgesi’ni kontrol altına aldıktan sonra Musul’a kadar olan yerlere hâkim olmuştur. Nasrüddevle’nin hükümdarlığı esnasında İbrahim Yınal’dan kaçan Oğuz Türkmenleri Anadolu’ya girmiştir. Nasrüddevle, Tuğrul Bey’e tabi olmuş ve Bizans İmparatorluğu ile aralarındaki dostane ilişkileri bu olaydan sonra son bulmuştur. Nasrüddevle, 1061 yılında vefat etmiş ve yerine oğlu Nizamüddîn geçmiştir. Dönemindeki en önemli olay ise Malazgirt Savaşı’dır. Bu savaşta Mervânîler Selçuklulara on bin gönüllü asker göndermişlerdir. Şeddâdiler Büyük Selçuklulardan yardım alarak 1175 yılına kadar varlığını sürdürdü. Osmanlı’nın güçlenip Kafkasya’ya yönelmesinden sonra Kafkasya’daki Kürt aşiretleri Safevi ve devamındaki hanedanlara karşı Osmanlı’nın yanında yer aldılar; Kafkasya’da tekrar en önemli Müslüman gücü hâline geldiler. Ancak Kafkasya’daki Kürt varlığı önce İran Osmanlı savaşlarından, ardından Çarlık Rusya’sının sınırlarını Kafkasya’da Müslümanlar ve Osmanlı aleyhinde genişletmesinden zarar gördü. Çarlık Rusya’sının 19. yüzyılda bölgeye hâkim olmasıyla pek çok Kürt aşireti “muhacir” olarak Doğu Anadolu ve İran’ın farklı bölgelerine göç etti hatta bir kısmı Suriye’ye kadar uzandı. Onların yerini, kısmen Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan veya Kuzey Irak’tan göç eden Yezidi Kürtler aldı ama coğrafyalarının çoğu Gürcü ve Ermenilerce işgal edildi. Batılılaşma yönündeki her adım, Kürtlerin Kafkasya’daki varlığının aleyhine işledi. Sovyetler kurulduğunda Kafkasya’da artık geniş bir coğrafyadan yoksun bir Kürt nüfus yaşıyordu. Lenin, Sovyet sınırları içindeki her halka kendisini yönetme hakkını vaat etmişti. Bununla birlikte Lenin’in vaadi üzerine Kafkasya’da, nüfusu 41 bini Kürtlerden oluşan 50 bin civarı, yüz ölçümü 5500 metrekare olan Kızıl Kürdistan idaresi kuruldu. Ama onun ardından gelen ve Gürcü Yahudi’si olmakla Kürtlere karşı tarihi bir nefrete sahip olan Stalin, 1929’da o küçücük Kızıl Kürdistan Cumhuriyeti’ni de dağıtarak Kafkasya Kürtlerini Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan gibi Orta Asya Cumhuriyetlerine sürdü. Stalin, II. Dünya Savaşı’nın ardından Kürtlere bir sürgün dalgası daha yaşatarak kendi baba yurdu Gürcistan’ı İslam’dan soyutlama adına Ahıska Türkleri ve Azeriler ile birlikte Kürtleri de Gürcistan sınırlarının dışına çıkarıp Orta Asya’ya sürdü. Bu sürgünlerde Kürtlerin önemli bir bölümü yollarda yaşamını kaybederken Stalin daha sonra, Ahıska Türkleri dışında diğer halkların geri dönmelerine izin verdiği hâlde Kürtlere duyduğu tarihi bir nefretle onların geri dönmesine izin vermedi. Kürtlerin Kafkasya’daki varlığı en son Ermenilerin Karabağ’ı istilasından zarar gördü. Sovyetlerin yıkılmasından sonra Ermenilerle Azeriler arasında çıkan çatışmalar, 1992’de Ermenistan ordusu ve Dağlık Karabağlı Ermeniler ile Azerbaycan ordusu arasında sıcak savaşa dönüştü. Kafkasya coğrafyasında Sovyet sonrası dönemin ilk büyük çatışması konumundaki Dağlık Karabağ Savaşı, 1994’te Azerilerin yenilmesi ve topraklarının yüzde yirmisini Ermenilere kaptırmaları ile son buldu. Savaş yüz binlerce Azeri ile birlikte binlerce Kürt’ün de Karabağ’dan Azerbaycan içlerine göç etmelerine yol açtı. Bu göçmenlerin bir kısmı hâlâ Azerbaycan’da meskûn iken bir kısmı da Moskova çevresine ve Avrupa ülkelerine geçti. Günümüzde Kafkasya’daki Kürt nüfusun önemli bir çoğunluğunu Yezidiler oluşturuyor. Yezidiler, 19. yüzyılda Rusya’nın Kafkasya’da Kürtlere karşı olumsuz tutumundan istifade ettiler. Çarlık Rusya’sının politikaları karşısında Kürtler, Osmanlı topraklarına yönelen muhacir konumuna düşerken Osmanlı coğrafyasında nüfuzları hızla artan Yezidiler de yeni yerleşim alanı arayışında Kafkasya’ya yöneldiler. Rusya’ya sığınışlarını sözde Osmanlı’da gördükleri baskıyla açıkladılar ve gruplar hâlinde Kafkasya’ya yerleştirildiler. Bugün Kafkasya’daki Yezidi Kürtlerin önemli bir bölümü Ermenistan vatandaşıdır. Yezidiler, Ermenistan hükümeti nezdinde kendilerini, etnik köken bakımından salt Kürt kategorisinden çıkardılar, etnik adlarını resmi kayıtlarda Yezidi Kürt olarak yazdırdılar. Yezidiler, günümüzde Ermenistan’da en büyük etnik azınlığı oluşturuyorlar. Hem kültürel ve siyasi haklara, hem de Ermenistan Meclisinde resmi olarak temsil hakkına sahipler. Ermenistan’daki son kayıtlara göre 1519 Müslüman Kürt; buna karşılık, sayıları kaynaklara göre farklı verilmekle birlikte 40 bin 620 Yezidi Kürt yaşamaktadır. Ermenistan Yezidileri, Kürtlüğü Müslüman olmakla bir görüyorlar. "Biz Müslüman değiliz. Bizi Kürtlerle ortaklaştıran tek şey konuştuğumuz dil" diyorlar. Dolayısıyla kendilerinin sadece Kürt olarak tanımlanmasına kesinlikle karşı çıkıyorlar. Gürcistan da Kafkasya’da özellikle Yezidi Kürtler için önemli bir noktadır ve 2012’den bu yana yapılan seçimlerde Yezidiler, Gürcistan meclisinde temsil edilmektedirler. Ancak Gürcistan, Yezidi Kürtlere yönelik ofis açma gibi bazı zorluklar da çıkarmaktadır. Yine Gürcistan, Ermenistan’ın aksine Yezidilerin kendilerini Müslüman Kürtlerden ayrı bir etnik topluluk olarak nitelemesine karşı çıkmaktadır. Son yüzyılda Ermenilerin, Gürcülerin ve Rusların Kürtlere olan ilgisi, gerçekte “her milletin bir devleti olsun” düşüncesinden dolayı değildir. Hepsinin ortak hedefi; bin yıllık Türk, Kürt kardeşliğine nifak tohumları ekmektir. Bu hain planları önce Irak’ da devreye soktular, şimdilerde ise Suriye’de iş başındalar. Sonrasın da İran ve son olarak Türkiye’de devreye sokma gayreti içindeler. Hedef sözde özerk bir devlet kurdurmak ve daha sonra bağımsızlık kazandırılarak Siyonist devletlerin hegemonyası altında, piyon bir Kürt devleti kurmak ve son aşamada ise piyon devletçiği yıkarak yerine Büyük Ermenistan’ı kurmaktır. Dünya milletleri şunu çok iyi bilmelidir ki 1000 yıl öncesinde kurulan bu kardeşlik, oyun kurucular tarafında her dönem sahneye konulan her türlü hile ve oyunu bu kadim millet bozmuş, bozmaya da devam edecektir. Hucurât Suresi - 10 .Ayet ‘Müminler ancak kardeştirler, öyleyse iki kardeşinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten sakının ki rahmetine mazhar olasınız.’ İşte Müslümanlar hem insanlıkta hem de imanda birbirlerinin kardeşidirler. Kürtler ve Türkler İslam ile izzet bulmuş iki topluluktur ve bin yıldır İslam Ümmetinin önemli birer unsuru olmuşlardır. İslam ve insanlık düşmanları; kardeşler arasına ırkçılık ve ayrılık tohumunu her zaman ekmeye devam edecektir buna karşı millet olarak bu hainlere asla müsaade etmeyeceğiz ve her daim birlik olacağız. Dr.İmbat MUĞLU
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Engelli dostu Müdüre ziyaret
Engelli dostu Müdüre ziyaret
Akıncı Üssü davasında karar açıklandı
Akıncı Üssü davasında karar açıklandı