Yurttaş Korona Aşısı Hakkında Her Sorunun Cevabını Verdi

Tüm dünyada 1 Milyon 300 Bini aşkın kişinin hayatını kaybetmesine yol açan yeni tip Korona virüs (Covid-19) Pandemisine karşı geliştirilen aşılardan peş peşe haberler gelmeye devam ediyor. Ülkemizde 11 Aralık tarihinde aşılama çalışmasının başlayacağını Sağlık Bakanı Fahrettin Koca duyurdu. www.ulusalajans.com Genel Yayın Müdürü Gazeteci Hakan Özen konu hakkında ve Korona aşısı hakkında tüm merak edilenleri aydınlatma adına 24. Dönem Manisa Milletvekili Dr. Muzaffer ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Yurttaş'ta konunun uzmanı olarak merak edilenleri şefaflıkla açıkladı. İşte merak edilen sorular ve cevapları;

Yurttaş Korona Aşısı Hakkında Her Sorunun Cevabını Verdi

Dünyada Korona Virüs İçin Kaç Aşı Çalışması var?

Bugün 233 tane aşı çalışması var dünyada. Bunların 69 tanesi insan çalışmalarına yani Faz 1-2-3 klinik çalışmalara devam ediyor. 6 aşı artık ilgili kuruluşlardan onayı alınıp tüm dünyada kullanıma girmek üzere.

Faz 1 aşamasında olan 38 aşı çalışması  klinik denemelerin ilk aşamasında, az sayıdaki gönüllü sağlıklı denek üzerinde aşı adayının güvenli olup olmadığı ve olası yan etkileri araştırılıyor. 14 aşı faz 2 aşamasında, güvenilirliği doğrulanan aşı adayının etkinliği 100’den fazla denek üzerinde test ediliyor. 11 aşı üçüncü ve son aşamada ise aynı işlem, birkaç bin denekle tekrarlanıyor. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'ne göre, bu aşamayı geçebilmek için aşının en az yüzde 50 oranında etkili olduğunun kanıtlanması gerekiyor. 6 aşı çalışması faz 3 aşamasını kısmen tamamlamış ve kısmen onaylıdır. Tüm aşamaların tamamlanması beklenmeden yerel makamlardan onay alan aşılar sağlık görevlileri gibi belirli kişilere yapılıyor. Rusya ve Çin'de kullanımı kısıtlı onay alan aşılar mevcut. Tüm aşamaları başarı ile tamamlayan aşılar küresel çapta piyasaya sürülmek için yetkili mercilerden onay alıyor. Şu an Koronavirüs için tam onay alan bir aşı bulunmuyor.

Aşılarda Faz 1 faz 2 gibi terimler neyi ifade ediyor?

Klinik çalışmalar dört fazda yapılır. Tüm klinik çalışmalarda "Good Clinical Practice (GCP)" (İyi Klinik Uygulamaları) kurallarına uyulması zorunludur.

Faz I: Amaç; ürünle ilgili güvenlilik verilerinin toplanması, doz aralığının saptanması, tolerans ve farmakokinetik özelliklerin incelenmesidir. Bir seri dereceli olarak artan tek doz uygulamaları yapılır. Çalışmalar genellikle sağlıklı gönüllülerde yapılır. Denek sayısı 20-80 arasındadır. Bu çalışmalar ortalama 1-1.5 yılda tamamlanır. Bu fazın ana amacı "güvenlilik" verisi elde etmektir.
 

Faz II: Amaç; ilacın etkinliğinin hastalarda belirlenmesi, yan etki profilinin araştırılması ve doz-cevap verilerinin toplanmasıdır. Çalışmalar hedef hastalığı olan 100-300 hasta gönüllüde yapılır. Bu çalışmalar genellikle açık ve çok katı protokollerle uygulanır. Bu fazdaki çalışmaların tamamlanması ortalama 2 yılı alır. Bu fazın ana amacı "etkinlik ve güvenlilik"tir. En uygun ilaç uygulama yöntemi (tablet, kapsül, infüzyon, vb) de bu fazda araştırılır.


Faz III: Amaç; ürünün klinik etkinliğinin ve yan etkilerinin daha geniş bir hasta popülasyonunda değerlendirilmesidir. Hedef hastalığı olan 1000-3000 hasta gönüllü bu çalışmalarda yer alır. Çalışmalar genellikle çok merkezli, çok uluslu, randomize ve çift kör olarak planlanır. Klinik çalışmaların bu fazının tamamlanması 3-4 yıl sürer. Bu fazın ana amacı "etkinliğin kanıtlanması ve yan etkilerin izlenmesidir.

Faz III çalışmalarda yeterli veriler elde edildikten sonra ürünün ilaç olarak kullanılabilmesi için "onay" alınması gerekir. Bunun için Amerika Birleşik Devletleri'nde FDA'ya (Food and Drug Administration) "New Drug Application (NDA)" (Yeni İlaç Başvurusu) başvurusu yapılması gerekir. Benzer başvuru Avrupa Birliği için "European Medicines Agency (EMA)"e yapılır. Bunlar dışında ise her ülkenin yasal olarak sorumlu olan kuruluşuna gerekli başvuruyu yaparak onay alması gerekir. Onay alınma süresi FDA'ya yapılan başvurularda ortalama 1,5 yıldır. Ürünün onayı alındıktan sonra ilaç olarak kullanımına başlanabilir. Türkiye’de ilaç başvuruları T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na yapılmaktadır.

Faz IV: Ürün ilaç olarak kullanılmaya başlandıktan sonra yapılan klinik çalışmalar Faz IV çalışmalar olarak kabul edilir. Bunlara genel olarak "postmarketing surveillance" (pazarlama sonrası izleme) çalışmaları adı verilir. Bu çalışmalar genellikle binlerce gönüllü ile gerçekleştirilir ve uzun yıllar sürebilir. Bu çalışmaların ana amacı "uzun süreli güvenlilik" verilerinin toplanmasıdır. Klinik çalışmalar sırasında ortaya çıkmayan yan etkiler bu araştırmalar sırasında rapor edilebilir. Bunun yanı sıra; ilaçla veya kullanıldığı hastalık ve hasta grubu ile ilgili ekonomik çalışmalar ve yaşam kalitesi çalışmaları bu fazda uygulanabilir.

İlaç geliştirme süreci ilacın patent ömrü boyunca sürer. İlaç kullanıma girdikten sonra yeni endikasyonlarda kullanılması için yapılan çalışmalar Faz III çalışmaları olarak kabul edilir ve aynı kurallara uyularak yapılır. Yeni doz ve formülasyon geliştirilmesi de onaydan sonra araştırılabilir. 

Şimdi akla gelen soru bu kadar uzun süreler gerekmesine rağmen bir yıl gibi sürede bu aşılar nasıl basamak atladılar? Dünya sağlık otoriteleri salgın gibi olağanüstü koşullarda bu sürelerin kısaltılabilmesine olanak tanıdı. Böylelikle Ocak 2020 de başlanan çalışmalarda son aşamaya gelindi. Aralık ayında aşılamaların başlaması planlanıyor.

Aşılarda Kullanılan Yöntem Nedir?

Aşıların üretim metodundan bahsetmek gerekiyor. Çin’de üretilen Sinovac inaktif yani ölü virüs aşısı, Asta Zeneca viral vektör, Moderna ve Pfizer Biontech mRNA, Sputnik viral vektör aşısı olarak biliniyor. .

Çinli firmanın ürettiği aşı İnaktif virüs aşısı daha eski bir yöntem. Aslında daha güvenilir bir yöntem. Virüsü üretip değişik maddeler veya ısıyla inaktif hale getiriyorsunuz. Yani o virüsün çoğalma şansı, hastalandırma gücü yok oluyor.

Pfizer/BioNTech ve Moderna aşılarının her ikisi de taşıyıcı RNA(mRNA) olarak bilinen yeni bir teknoloji kullanıyor. Amaç vücudun kendi hücrelerini aşı üreten yapılar haline getirmek. Aşı, hücrelere corona virüs proteinlerinin kopyalarını ürettiriyor, bu da koruyucu antikorların üretilmesini sağlıyor. Bu tasarım, yıllar önce pandemik bir aşı için tercih edilmişti. Bunun nedeni, hızlı bir geri dönüşe izin veren bir tasarıma sahip olması. Bu aşı tasarımında yeni bir virüse karşı bir aşı geliştirmek için tek gereken, pandemiye neden olan virüsün genetik dizisidir. Aşıyı üretenlerin virüsün kendisine bile ihtiyacı yoktur! Sadece genetik diziliş bu tasarım yöntemini kullanan aşı şirketleri için yeterlidir. Bu durumda, BioNTech araştırmacıları, koronavirüsün yüzeyini çevreleyen ve ona çivili bir görünüm veren başak proteinindeki genetik dizilişi kullandılar.

Oxford/AstraZeneca ise şempazelerde bulunan yaygın bir nezle virüsünün zayıflatılmış halini kullanarak bir viral vektör aşısı geliştirdi. Mevcut yeni teknolojiler (mRNA) veya inaktif aşıların etkinlikleri aşağı yukarı benzer şekilde. Fiyatları da üç aşağı yukarı beş yukarı aynı olacak muhtemelen. Benim görüşüm inaktif aşı ya da diğer aşılar, bir an evvel toplumun yarısından fazlasını aşılayacak şekilde bir aşı programına bir an evvel başlamamız lazım.

Aşılar arasındaki en temel farkı 'saklanma' koşulları oluşturuyor, çünkü bu durum onların dünyanın geri kalanına dağıtılabilmesi ve fiyatları hususunda en önemli unsuru oluşturuyor. 

Moderna aşısın fiyatının 600 lira, Pfizer/BioNTech aşısnın 280 lira ve Oxford/AstraZeneca aşısının 62 lira civarında olduğu görülüyor. Ancak, dağıtım ve depolama maliyetleri nedeniyle aşıların farklı ülkelerde değişik fiyat politikalarıyla satışa çıkması mümkün. Öte yandan AstraZenaca daha önce aşısını kar amacıyla satmayacağını duyurmuştu. Ancak bilim insanları, ticari bir şirket olan Moderna’nın ise geliştirdiği aşıdan kar amacı güdeceğini düşünüyor.

Aşıların Başarı Oranları Hakkında Neler Söylenebilir?

Amerikan ilaç firması Pfizer ile Alman biyoteknoloji firması BioNtech'in aşı çalışması, Faz-3 klinik denemelerinin sonuçlarına göre yüzde 95 oranında başarılı. Amerikan firması Moderna, aynı teknolojiyi kullanarak geliştirdiği aşıda yüzde 94.5 oranında başarı sağladığını açıkladı. İngiliz firması AstraZeneca ile Oxford Üniversitesi'nin ortak aşı çalışmasında, başarı oranı ortalama yüzde 70 olarak açıklandı. Ancak bu aşının denemelerine ilişkin tartışmalar nedeniyle yeniden incelenmesi bekleniyor. Rus aşısı Sputnik V'in Faz-3 testlerinin ara sonuçlarına göre yüzde 92 oranında başarı sağladığı belirtildi. Türkiye'nin 50 milyon doz sipariş verdiği Çin firması Sinovac’ın CoronaVac isimli aşısının Faz-3 sonuçları ve başarı oranı da şu ana kadar yapılan çalışmalarda %90 civarında bulundu.

Bu başarı oranı ne anlama geliyor? Bir korona virüsü aşısının sözgelimi yüzde 80 oranında başarılı olması, bu aşıyı yaptıran her 100 kişiden ortalama 80'inin virüsle temas ettiğinde Covid-19 hastalığına yakalanmayacağı anlamına geliyor. Bireyler açısından bakıldığında, aşıyı olan kişinin hastalığı özellikle ağır semptomlarla geçirmesi düşük bir ihtimal olarak görülüyor. Aşının asemptomatik hastalıktan koruma oranı da yüksek görülüyor. Bununla birlikte, bir aşının koruma oranı yüzde 95 kadar yüksek bir oranda ölçülse bile, belirli bir kişiyi kesinlikle koruyacağı gibi kesin bir kanaate bilimsel açıdan varmak zor.

Ancak bir aşının gerçek hayattaki etkisi çok çeşitli ve bazıları öngörülemeyen faktörlere bağlı. Örneğin, virüsün yayılma hızı, kaç kişiye gerekli dozların belirli bir takvimle yapıldığı, bireylerin bağışıklık sistemlerinin ne tepki verdiği, aşının doğru sıcaklıkta depolanıp depolanmadığı ve aşıyı olan kişilerin virüse daha önceden yakalanıp yakalanmadığı gibi faktörler belirleyici olabiliyor.

Çin Aşısı diye bilinen ve Türkiye’nin 50 milyon doz anlaşma yaptığı aşı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Çinli Sinovac tarafından geliştirilen CoronaVac adlı aşının 700 kişi üzerinde gerçekleşen birinci ve ikinci aşama klinik denemelerinde, aşının gönüllülerde hızlı bir bağışıklık tepkisine neden olduğu ve corona virüsü etkisiz hale getirdiği belirtildi. Sinovac firması aşı çalışmalarında deneyimli bir firma olarak değerlendiriliyor.

Klinik denemelerin sonuçları The Lancet adlı bilimsel dergide yayımlandı. Bununla birlikte Sinovac aşısının üçüncü aşama klinik denemeleri Türkiye, Endonezya, Brezilya ve Çin’de on binlerce katılımcıyla devam ediyor. Son aşama insan deneylerine ilişkin ara sonuçların önümüzdeki haftalarda çıkması bekleniyor.

Aşı çalışmalarında yer alan araştırmacılardan Zhu Fengchai, “Bulgularımız 14 gün arayla iki doz aşı alan katılımcılarda, CoronaVac’ın dört haftada gerekli bağışıklığı sağladığını gösterdi. Bu durumun aşının acil kullanım onayı almasına yeteceğini düşünüyoruz” dedi.

Öte yandan, Çin’de şu anda acil kullanım onayı olan iki aşı daha bulunuyor. Sinopharm ve CanSino tarafından geliştirilen iki aşının, bağımsız araştırmacılar tarafından gözden geçirilen ara klinik sonuçlarında güvenli oldukları ve yeterince bağışıklık oluşturdukları görüldü.

CoronaVac aşısının arkasındaki bir diğer bilim insanı Gang Zeng, geliştirdikleri aşının diğer rakiplerine göre daha güçlü bir tercih olabileceğini söyledi. Aşının normal buzdolabı sıcaklığı olan 2 ile 8 santigrat derece arasında 3 yıl saklanabileceğini belirten Zeng, bunun aşının dağıtımının ve gerekli teknolojik altyapıya sahip olmayan yoksul ülkelere taşınmasını oldukça kolaylaştırdığını vurguladı.

Çin Aşısının Diğer Aşılara Göre Taşınması ve Saklanması Daha mı Kolay?

Pfizer/BionTech ve Moderna tarafından geliştirilen aşılarda taşıyıcı RNA(Mrna) adlı yeni bir yöntem kullanılıyor. Bu da başarılı sonuçlara sahip olan aşıların yüksek soğukluklarda depolanmasını gerektiriyor. Pfizer/BioNTech aşısının, -70 derecede depolanması ve taşınması gerekiyor. Bununla birlikte aşının buzdolabı sıcaklığında beş gün bozulmadan kalıyor. Moderna’nın adayının ise normal buzdolabı sıcaklığında 30 gün dayanabileceği ancak uzun süreli bir koruma için -20 derecede saklanması gerekiyor. Çin Sinovac firmasının aşısı normal soğuk zincir koşullarında taşınabiliyor ve normal buzdolaplarında saklanabiliyor. Çin aşısının en önemli avantajı kolay saklama ve taşınma koşulları ve bir de yıllardır kullanılan bir metod ile üretilmiş olması şeklinde değerlendirilebilir. Diğer aşılar yeni bir teknoloji ve virüs taşımıyor. mRNA teknolojisi ile üretilen aşıların uzun dönem sonuçları zamanla daha net ortaya konulacaktır.

Çin CoronaVac Aşısının Yan Etkileri var mı?

Aşılamanın devam eden aşamalarında her 500 gönüllüde ara değerlendirme raporları hazırlanıyor. 6 Kasım tarihinde 518 kişi ile hazırlanan ara güvenlilik raporuna göre, aşının önemli bir yan etkisinin bulunmadığı tespit edildi. En sık görülen yan etkiler yorgunluk (yüzde 7,5), baş ağrısı (yüzde 3,5), kas ağrısı (yüzde 3), ateş (yüzde 3) ve enjeksiyon yerinde ağrı (yüzde 2,5) olarak raporlandı. Bağımsız veri izleme komitesi, ara güvenlilik raporunu eldeki verilerle değerlendirmesinde aşının güvenliliği ile ilgili çekinceleri olmadığını bildirdi.

Aşının Etki Süresi Ne Kadar Sürüyor?

BioNTech’in kurucu ortapı Profesör Uğur Şahin, üç hafta arayla iki enjeksiyonla uygulanan aşıyı alanların en az bir yıl corona virüse karşı bağışıklık kazanacağını umduğunu açıkladı. Şahin, “Şu ana kadar sadece corona virüse karşı kazanılan bağıklığın süresine ilişkin dolaylı ipuçlarımız var. Covid-19 hastaları üzerinde yapılan araştırmalar, güçlü bir T hücresi bağışıklık tepkisine sahip olanların altı ay sonra hala bu güce sahip olduğunu göstermiştir. En az bir yıl güvende olabileceğimizi hayal edebiliyorum. Ancak Covid-19 aşılarının her yıl ‘yenilenmesi gerekebileceğini göz ardı edemeyiz” ifadelerini kullandı. Şu anda virüsün bağışıklığı etkisiz hale getirecek kadar mutasyona uğrayıp uğramayacağını bilmiyoruz. Ancak aşı bağışıklığının bir yıl boyunca devam edebileceğini umuyoruz. Koruma süresinin belirlenmesi için daha fazla veriye ihtiyacımız var

Çin Aşısı mı Alman Aşısı mı?

Sinovac denilen firma uzun yıllardır aşıda deneyimli. Faz 1-2 sonuçlarını yayınladılar. Her iki aşının Faz 3 çalışmalarına biz de dahil olduk ve çok titizlikle sürüyor. Çinin geliştirdiği inaktif virüs aşısı, 3 ay önce acil kullanım onayı alarak Çin’de 80 bin acil servis çalışanına uygulandı.

Aşıların hangi ülkeden olduğunun değil, bilimsel verilerinin tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Tamam tartışalım ama bilimsel verilerle tartışalım. Bu sorunun muhatabı konunun uzmanlarıdır. Ülke isimleri üzerinden aşı değerlendirmesi yapmak doğru değildir. Kaldı ki, bu ülkelerin hepsi tartışmasız tıp ve teknolojide dünyanın öncülüğünü yapan ülkeler arasındadır. Çin malı diye ucuz ve başarısız olur ön yargısı doğru bir değerlendirme değildir. Sinovac firması da uzun yıllardır aşıda deneyimli bir firma. Onların da ciddi klinik araştırma ekipleri var. Faz 3 çalışmalarının kabulünü, yapılan ülkelere bırakmış durumdalar. Çalışma, araştırmanın yürütüleceği merkezlerin etik kurulundan, Sağlık Bakanlığının etik kurulundan onay verildikten sonra yapılıyor ve belli kuralları var. Zaten bu aşının da Faz 1-2 sonuçları iyi olunca Faz 3’e geçildi. Araştırmanın temeli aslında Faz 1 ve Faz 2de bellidir. Orada aşının etkinliği görülür. Yan etkiler görülür. Faz 3te ise bu etkinliğin doğruluğu daha farklı coğrafi bölgelerde, çok daha fazla sayıda gönüllüde denenir. Daha nadir bir yan etkinin görülüp görülmeyeceğine bakılır.

Türkiye’deki Yerli Aşı Çalışmaları Ne Durumda?

Türkiye'de hali hazırda 15 yerli aşı projesi pre-klinik aşamadaki çalışmalarına devam ediyor. Kayseri'de süren bir aşı çalışması ise diğerlerinden farklı olarak faz 1 aşamasında gönüllü kişiler üzerinde uygulanmaya başlandı. Bu aşıda Pfizer ve Biontech'in kullandığı mRNA teknolojisi değil, Çin menşeli Sinovac aşısındaki gibi inaktive aşı tekniği kullanılıyor. Faz 1 çalışmaları Aralık ayında tamamlanmış olacak. Faz 3 çalışması Nisan’da bitirilebilir. Yerli aşı Mayıs 2021 ayı gibi ruhsat aşamasına gelebilir.

Aşılamalar Salgının Yayılmasını Engelleyebilecek mi?

Uzmanlar, bunun şu an için muhtemel olmadığını ve daha gerçekçi bir yaklaşımdan bakıldığında, korona virüsüyle birlikte yaşamak zorunda kalacağımızı söylüyor. Şu ana dek elde edilen kanıtlar, Pfizer-BioNtech, Moderna ve AstraZeneca'nın geliştirdiği aşıların insanların hastalanmasını engelleyebildiğini gösteriyor ama aşıyı olan kişilerin kendileri hastalanmasa bile virüsü taşıyıp başkalarını enfekte etmesi hâlâ ihtimal dahilindedir ve bulaştırıcılık devam edebilir.

Sonuç olarak; Bir an önce tüm dünyada aşılama başlanmalıdır. Aşı gelene kadar korunmaya devam edilmelidir. Tüm dünyanın % 70-80’i aşılanıncaya kadar salgından kurtulmamız mümkün görünmüyor. Daha önümüzdeki uzun bir zaman içerisinde derin bir nefes alamayacağız. Sağlıklı bir yaşam diliyorum. “Nasılsınız?” denildiğinde “iyiliğe talibiz” diye cevap vermeye devam etmenin doğru olduğunu düşünüyorum. Saygılarımla!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Corona tedavisinde anında bağışıklık kazandıracak
Corona tedavisinde anında bağışıklık kazandıracak
Gelecek'te Soma Ali Çırak'ın
Gelecek'te Soma Ali Çırak'ın