Alevi sünni çatışması mı yoksa perde arkasında organize güç mü var?

İzmir Gaziemir'de alevi vatandaşların yaşadığı evin duvarına x işareti yapılıp ırıkçı ve mezhepçi yazılar yazılması hadisesini bir habercilik etiğiyle araştıran enpolitik.com haber ekibi dikkatleri Darbe Araştırma Komisyonu tarafından dinlenen 12 Eylül dönemine giden sürecin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş'in ifadelerine çekti.

Alevi sünni çatışması mı yoksa perde arkasında organize güç mü var?

İzmir'in Gaziemir ilçesinde Alevi vatandaşlara ait bazı evlere kırmızı boya ile 'X' işareti yapılıp, ırkçı ve mezhepçi yazılar yazılması üzerine İzmir Emniyet Müdürlüğü soruşturma başlattı. Konu ile ilgili olarak başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Siyasi parti liderleri ve devletin tüm ileri gelenleri olaya büyük bir tepki gösterdi. Toplumun her kesiminden de benzer tepkiler yükseldi. Yaşanan bu olaylar 12 Eylül öncesinin o çok bilinen Alevi-Sünni ve Sol-Sağ çatışmalarını hatırlattı. 12 Eylül Askeri darbesine giden süreçte kanlı olayların yaşandığı ve öznesi bu ayrışmaların olduğu birçok olay yıllar sonra TBMM’nin bir araştırma komisyonu kurması ile derinlemesine incelendi. Bir habercilik anlayışıyla enpolitik.com haber ekibi yapmış olduğu haberle dikkatleri dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş'in, dönemin Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ başkanlığında toplanan 12 Eylül Darbe Araştırma Komisyonu'na sarfettiği ifadelere çekti. 2012 yılında kurulan Darbeleri ve Muhtıraları Araştırma Komisyonunda dönemin önemli olaylarına tanıklık etmiş birçok yetkili dinlenmişti. Bunlardan en çarpıcı olanların başında hiç şüphesiz dönemim içişleri bakanlarından Hasan Fehmi Güneş gelmekteydi. Söz konusu komisyona başkanlık eden Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’ın sorduğu sorulara cevap verirken ilginç ve bir o kadar da tarihi olayları anlatan Güneş, 12 Eylül darbesini, "Uluslararası güçteki merkezlerin hazırladığı, CIA'nın da içinde olduğu, ABD'nin desteklediği bir projeydi" diyerek tarif etmişti.

12 EYLÜL ÖNCEDEN PLANLANMIŞ BİR DARBEYDİ

12 Eylül'ü, "önceden planlanmış, tasarlanmış bir darbe" olarak değerlendiren Güneş, toplumun buna hazırlandığını, hazırlanması için bir sürecin işletildiğini söyledi. Güneş, askeri bir idareyle ülkenin yönetilmesi, daha sonraki dönemin bu şekilde dizaynının amaçlandığını ifade etti.

Güneş, 12 Eylül'ün kararlaştırılmış bir olay olduğunu, ülkenin buraya doğru götürüldüğünü anlatarak, sıkıyönetim, askeri yönetim, cinayetler, Kahramanmaraş ve Çorum gibi olaylarla, ara kademelerde yapılması gerekenlerin gerçekleştirildiğini söyledi.

KAHRAMANMARAŞ OLAYLARININ PERDE ARKASI BOYUTU BAŞKAYDI

Kahramanmaraş olaylarının temel nedenini, "askeri yönetime geçiş için bir aşama kat etmek" olarak gösteren Güneş, bundan önceki dönemde bazı siyasi liderlerin, basının önünde Ecevit Hükümeti'ne "Bırakın, beceremiyorsanız askere teslim edin" çağrıları yaptığını belirtti. Güneş, Demirel ve Türkeş'in, bu açıklıkta söylediğini kaydederek, askere teslim etmenin, sivillerin, "Ben bunu beceremedim, başaramadım, aciz kaldım" ifadesiyle eşanlamlı olduğunu vurguladı.

12 EYLÜL'ÜN ARKASINDA CIA VE ABD Mİ VARDI?

12 Eylül'ün, sadece yerli bir proje, yerli bir senaryo olmadığını belirten Güneş, "Uluslararası güçteki merkezlerin hazırladığı, bana sorarsanız CIA'nın da içinde olduğu, ABD'nin desteklediği bir projeydi" görüşünü dile getirdikten sonra ilginç bir olayı anlattı.

Güneş, dönemin Amasya Belediye Başkanı'nın, bakanlığı döneminde kendisini aradığını, bir ABD'linin şehirde gezdiğini ve randevu talebinde bulunduğunu söylediğini aktardı. Güneş, ABD'linin, "Bölgede bir çatışma çıksa sağ sol, Alevi-Sünni, işçi işveren çatışması mı çıkar- Aleviler‘in gücü, sol örgütlenmeler nedir, sendikalar güçlü mü-" yönünde sorular yönelttiğini anlattı.

Bir gazetecinin, "Bir ABD'li geziyor, haberiniz var mı-" diye sorduğunu,

"Haberimiz var, izliyoruz" dediğini ifade eden Güneş, bu haberin gazetede çıkmasından sonra ABD Büyükelçiliği'nin ayağa kalktığını, "Türk diplomatları, ABD'de istediği yerde geziyor, bu bize saldırı" diye tepki gösterildiğini aktardı. Güneş, bu kişinin Türkiye'ye değil, Kıbrıs'a akredite olan, bir CIA ajanı olduğunu tespit edildiğini bunu üzerine ABD'nin tepkisinden vazgeçtiğini vurguladı.

KARŞIMIZDAKİ GÜÇTEN KORKTUK

Komisyon başkanı Selçuk Özdağ’ın sorduğu bir soru üzerine Güneş’in verdiği bir bilgi bugün hala tartışılmaktadır. Gazeteci Soner Yalçın’ın “Kara Kutu” adlı kitabında da yazdığı bu konu da Hasan Fehmi Güneş, MİT’in o dönemki yapısıyla ilgili de bir fikir vermekte idi.

Güneş, Manisa'da bir siyasetçinin öldürüldüğüne, yarım saat sonra ise karşı taraftan bir kişinin vurulduğuna işaret ederek, sözlerini, "Bir cinayet işlendiğinde bunun öcünü almak, karar vermek, yarım saatlik bir olay değildir. Yarım saat sonra oluyorsa, bu ikisi birlikte planlandı demektir. Her iki tarafın kullandığı silahlar elimizdeydi, sağcılar, solcular aynı silahı kullanmış olabiliyorlardı. Başbakan'a, 'Öğrenci, sendika üyeleri gibi amatörlerin yapacağı iş değil, daha büyük bir güçle muhatabız, ona ulaşmamız lazım' dedim. MİT'e 'İstihbarat verin' dedim, MİT Başkanı'na gittim, 'Bana istihbarat vermiyorsunuz' dedim. Kahramanmaraş olaylarında, MİT'in olumsuz rolünü göreceksiniz. O gün MİT, askeri bir yapı. Başbakan'a bağlı olması şeklen, o gün aslında Genelkurmay'a bağlıdır" diye sürdürdü.

Komisyon Üyesi Selçuk Özdağ'ın, bir kanun değişikliğiyle bu yapıyı düzeltmeyi düşünüp düşünmediğini sormasına Güneş, "Yapamadım, Başbakan da yapamadı. Korktuk, karşımızdaki güçten" karşılığını verdi.

DARBE ARAŞTIRMA KOMİSYONU TARİHİ BİR GÖREV YAPTI

Komisyonun, tarihi bir görev yaptığını dile getiren Güneş, üyelerden özel harp dairesini incelemelerini istedi. Güneş, "Özel harp dairesi konusu, birinci derece sizin ilgilendiğiniz alanı aydınlatmada ulaşılması gereken bir konu. Bugün nerededir, ulaşmak, eylemlerini ortaya çıkarmak lazım. Devlet o yüzden halkından özür dilemeli. Kenan Evren zamanında, Köşkün içinde özel grup, bir istihbarat grubu faaliyet gösterdi mi, Evren'in damadı bu grubun neresindeydi, bu grup hangi olaylarla görevlendirildi, hangi cinayetlerde parmağı olabilir- Bunun cevabını bilmiyoruz" diye konuştu.

Güneş, ülkesinin istihbarat teşkilatından bilgi alamadıkları için mesela 1 Mayıs ile ilgili İngiltere'den (Schotland Yard'tan) yardım istediğini, kendisinin ve Başbakan'ın bizzat ilgilendiğini, ancak net bilgilere ulaşamadıklarını söyleyerek dönemin devlet yönetimine hâkim olan çok başlılığa ve keyfiliğe işaret etti.

ÖZDAĞ TARİHE TANIKLIK ETTİ

MİT’in o dönemlerde CIA’ye angaje bir yapıda olduğuna değinen Güneş’i doğrulayan bir olay da yine Komisyon başkanı Selçuk Özdağ’ın anlattığı bir hatıra ile gündeme gelmişti.

Selçuk Özdağ, 12 Eylül sonrası gazeteci sıfatı ile Dönemin meşhur MİT Başkanı Fuat Doğu (bir dönem adı Milli Emniyet Hiz.) ile bir röportaj yapmıştı. Bir ara Fuat Doğu Selçuk Özdağ’a kendisinin MİT başkanlığı değil CIA’nın şube müdürlüğünü yaptım demesi dönemin ABD-Türkiye ve istihbarat teşkilatları arasındaki ilişkinin boyutunu gözler önüne sermekteydi.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kanser pandemisi yaşanacak
Kanser pandemisi yaşanacak
Engelli dostu Müdüre ziyaret
Engelli dostu Müdüre ziyaret