Advert

1 Askerin ölümü 700 askerin zehirlenmesi davası 9 saat sürdü

Üst düzey subay ve astsubaylarla rota yemek şirketi çalışanın yer aldığı 35 sanıklı kışla zehirlenmesi sanıkların beraat taleplerine mahkemeden red.

1 Askerin ölümü 700 askerin zehirlenmesi davası 9 saat sürdü

Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugay Komutanlığı Albay Arif Seyhun Kışlası'ndaki gıda zehirlenmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuksuz yargılanan ve 8-15 Yıl hapis istemiyle açılan 35 sanıklı dava Manisa 1.Ağır Ceza Mahkemesinde başladı.

Tam 9 saat boyunca süren yargılama sonunda 1.Piyade Er Eğitim Tugayının üst düzey Subay ve Astsubayların yanı sıra Rota Yemek Şirketi Genel Müdürü ve çalışanların beraat istemi talebi mahkeme heyeti başkanı tarafından ret edilip dava 2 Ekim’e ertelendi.

Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame, 23 Mayıs, 16 ve 17 Haziran tarihlerinde Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugay Komutanlığı Albay Arif Seyhun Kışlası'ndaki görevli acemi eğitimi alan Piyade er Hüsnü Özel'in hayatını kaybettiği ve çok sayıda askerin etkilendiği gıda zehirlenmesine ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında 35 kişi sanık, 722 kişi de müşteki olarak yer aldığı dava bugün Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinde başladı.

Duruşmaya, tutuksuz yargılanan bazı sanıklar ile avukatları katılırken, mağdur ve yakınları katılmadı.

Duruşmaya, iddianamenin kabul kararı ile tanıkların ifadeleri ve sanıklarla ilgili değerlendirme bölümünün okunmasıyla başlandı.

Bazı sanık avukatlarının, müvekkillerin "suç taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmak, görevi ihmal" suçundan değil sadece "Görevi ihmal suçundan yargılanması için dosyaların ayrılması talebi heyet tarafından reddedildi.

Ardından sanıkların savunması ile devam eden duruşmada 

ROTA ŞİRKETİ GENEL MÜDÜRÜ TÜRKMEN; 

“YEMEKLERDEN DOLAYI BAKTARİ ZEHİRLENMESİNİN YAŞANDIĞINA İNANMIYORUM. BERAATİMİ İSTİYORUM”

Duruşmaya sanık olarak katılan Rota Şirketi’nin genel müdürü Ahmet Türkmen, şirketinin ve kendisinin üzerine atılan suçlamaların tamamını kabul etmediğini belirterek,

 “Olay zamanı ben Erzincan’daydım.Telefonla olayı öğrendikten sonra yakından takip etmeye başladım. Şirket olarak her şeyi ihaledeki ve sözleşmedeki şartlara göre yaparız. Ne kendimin nede şirket çalışanlarının bir ihmali olduğunu düşünmüyorum. Sözleşmemizde 3 bin askere yemek verileceğimiz belirtiliyordu. Ancak biz kışlada 6 bin 200 askere yemek veriyorduk. Ayrıca EDOK tarafından yapılan bir denetlemede çalıştığımız mutfak Türkiye’deki en iyi hijyen kurallarını taşıyan mutfak olarak seçildi. Şirket olarak da gereken önlemler neyse aldık. yemeklerden dolayı baktari zehirlenmesinin yaşandığına inanmıyorum. Beraatimi istiyorum Suçlamaları kabul etmiyorum ’’dedi.

BAŞ AHÇI “YEMEKLERİ KIVAMINDA PİŞİRDİK”

Rota şirketin baş Ahçısı Halit Şahin ise, bir askerin ve yüzlerce askerin zehirlenmesi olayı ile ilgili hiçbir kusurum ve ihmalim yoktur diye başladığı savunmasında; 

“Etler tam layıkıyla ve kıvamında pişirildi. pişirilen yemeği komutanlarla birlikte kontrolden geçiriyoruz sonrasında yemeği dağıtıyoruz.”

GIDA MÜHENDİSİ “BAKTARİDEN KAYNAKLI GIDA ZEHİRLENMESİ OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM’’

Kışlada Rota Şirketin bünyesinde Gıda Mühendisi olarak görev yapan Dilan Yılmaz, duruşmada verdiği ifadesinde kendisinin olay günü bir terör olayı olabileceği şüphesiyle gözaltına alındığını ve 6 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldığını dile getirerek, 

“Ben olay günü hindi etinin buzunu çözülme aşamasında görev almadım. Sadece pişirilmesi zamanında görev aldım. Yaşan olayın bakteriden kaynaklanan bir gıda zehirlenmesi olayı olduğunu sanmıyorum. Kışladaki sudan kaynaklı olay olduğunu düşünüyorum. Çünkü bahsi geçen bakterinin 150 derece sıcaklıkta yaşayabileceğini sanmıyorum’’ dedi.

ERKAN BAŞKANI ONAN;

“YAPMADIĞIM SÖZLEŞMEYİ BENDEN FESİH ETMEMİ İSTİYORLAR. YAPMADIĞIM SÖZLEŞMEYİNASIL FESİH EDEBİLİRDİM Kİ “ 

Mahkemede kışlanın şemalarıyla sunum yaparak kendisini savunan 1.Er Eğitim Tugay Komutanlığı Erkan Başkanı Levent Onan ise;

“Teknik açıdan personel zafiyetimiz vardır.Bu nedenle ki tüm teknik görevleri yerine getirme görevi piyade subay ve astsubaylara verilmiştir. dünde böyle idi bugün de böyle. Olaylar dolayısıyla tarafıma neden şirketin sözleşmesinin fesih edilmesi talebinde bulunmadığım sorgulanıyor. İhaleyi ben yapmadım ki fesih işlemini yapayım. Buna da hukuken müdahale etmem mümkün değil. çünkü hazır yemek ihalesini biz değil bizzat MSB kendisi yapmıştır. Kaldı ki ihaleyi de olaydan sonra bakanlık tek taraflı fesih etmiştir. Buna rağmen hijyen konusunda hiç bir eksiklik bulunmamaktadır. Kışlada 84 hela 570 tuvalet vardır. Bunların hepsinde de sıvı sabun mevcuttur. Olaylar dolayısıyla tarafıma neden şirketin sözleşmesinin fesih edilmesi talebinde bulunmadığım sorgulanıyor. İhaleyi ben yapmadım ki fesih işlemini yapayım. Buna da hukuken müdahale etmem mümkün değil. Çünkü hazır yemek ihalesini biz değil bizzat MSB kendisi yapmıştır. Kaldı ki ihaleyi de olaydan sonra bakanlık tek taraflı fesih etmiştir. Yetkimiz olmayan bir sorumluluktan dolayı yargılanıyoruz. Soruşturma için gelen bakanlıktaki askeri müfettişler soruşturma için geldiklerinde Ordu evinde kalması gerekirken lüks otelde kalma talebinde bulundular. Soruşturmayı yürütmek için geniş ve büyük odalar istediler karşı çıkınca da Mobing uyguladılar. O dönemde eşimde hamile idi çok sakıntılar yaşadım” dedi

Sanık kısım amiri Üsteğmen A.Ş. ise yemek şirketi ile ilgili daha önce ilgili makamları uyardığını belirterek, 

“Ben kışlaya mal saymanı olarak göreve geldim. Ancak hiçbir eğitim almadan kısım amiri olarak burada görevlendirildim.Yaşanan olay bizi derinden üzdü. Olayın ardından Milli Savunma Bakanlığı tarafından bize gıda şirketinin sözleşmesinin fesh edilmesi talebiyle ilgili bir yazı geldi. Ancak sözleşmede ‘Gıda zehirlenmesinin en az 5 kez olduğu takdirde sözleşmenin fesh edilebileceğine’ dair bir maddenin yer aldığını gördük. Bu konuyu ilgili makamlara ilettik. Daha sonra ilgili makam sözleşmenin fesh edilemeyeceğini ifade etti. Ardından birkaç gün sonra ilgili makamlarca gıda şirketinin sözleşmesi fesh edilirken, sözleşmede yer alan ‘Gıda zehirlenmesinin en az 5 kez olduğu takdirde sözleşmenin fesh edilebileceğine’ dair madde sözleşmeden çıkartıldı. Yaşanan zehirlenme vakasından sonra bu maddelerin sözleşmeden çıkarılması benim görüşümün ne kadar haklı olduğunun kanıtıdır. Zaten benim sözleşmeyi fesih etme ile alakalı bir yetim yok’’ dedi. 

A.A, hakkındaki suçlamaları red ederek berratini talep etti.

“KIŞLADAN SU İÇİNCE KARNIM AĞRIYORDU’’

Sanık Aşçı Cezmi Elciz de, olay günü gece vardiyasının 12.00 de başladığını ifade ederek, "O gün yemekte sunulan hindileri kasaphanenin klimanın önünde duruyordu. Soğuktu. Bir buçuk saat ön hazırlık yaptık sonra hindileri tepsilere koyarak fırına verdik. Pişirdikten sonra hindileri, C.B ve H.Ş'ye sabah teslim ettik. Teslim ettiğim sırada bana 'Hindileri çok güzel pişirmişsin' dediler. Ogün yemekten bende yedim ancak o gün kışladan su içmedim. Çünkü kışladan su içince karnım ağrıyordu’’ diye konuştu.

Sanık Mutfak Kontrol Teşkilatı Komisyon Başkanı Alper Akyol, savunmasında üzerine atılı suçları kabul etmediği belirterek, askerlerin etkilendiği öne sürülen Hindi etinin hangi şartlarda muhafıza edildiğini görmediğini söyledi.

Askerlerin etkilendiği illeri sürülen öğle yemeğinden kendisinin de yediğini ve fiziksel bir şey olmadığını ifade eden Akyol, daha sonra besin zehirlenmesi olduğunu öğrenince o günkü yemek numunelerini sakladığını aktardı.

Akyol, Rota yemek şirketinin yükümlülüklerini kontrol etmekteki görevini tam olarak yaptığını illeri sürdü.

Sanık kısım amiri Astsubay Asım Şevki de, yemek şirketi ile ilgili daha önce ilgili makamları uyardığını belirterek, "Ben buraya mal saymanı olarak göreve geldim. Ama yönetmenliğe aykırı olarak hiçbir eğitim almadan kısım amiri olarak burada görevlendirildi. Ardından sözleşmede yaptığım incelemede 'Gıda zehirlenmesi olmadığı müddetçe sözleşmenin fesh edilemeyeceği maddesini gördüm. Bu konuda ilgili makamları birkaç uyarıda bulundum. Yaşanan zehirlenme vakasından sonra bu maddelerin sözleşmeden çıkarılması benim görüşümün ne kadar haklı olduğunun kanıtıdır. Zaten benim sözleşmeyi fesih etme ile alakalı bir yetim yok." dedi.

Akyol, hakkındaki suçlamaları ret ederek beraatini talep etti.

Sanık Aşçı Cezmi Elciz de, olay günü gece vardiasını 12.00 de başladığını ifade ederek,

"Ogün yemekte sunulan hindileri kasaphanenin klimanın önünde duruyordu. Soğuktu. Bir buçuk saat ön hazırlık yaptık sonra hindileri tepsilere koyarak fırına verdik. Pişirdikten sonra hindileri, C.B ve H.Ş'ye sabah teslim ettik. Teslim ettiğim sırada bana 'Hindileri çok güzel pişirmişsin' dediler. Ogün yemekten bende yedim ancak o gün kışladan su içmedim. Çünkü kışladan su içince karnım ağrıyordu." diye konuştu.

“DOKTORUN İHMALİ OLABİLİR”

Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu'nca oluşturulan heyetin hazırladığı raporun da yer aldığı iddianamede, raporda er Hüsnü Özel'in ölümünün gıda enfeksiyonuna bağlı olduğuna işaret edilerek, hastane acil servisinde askeri tedavi eden doktorun ihmali olabileceğine dikkat çekildi. Heyetin raporunda, hayatını kaybeden Özel'in herhangi kronik bir rahatsızlığının bulunmadığı, sağlıklı, askerliğe uygun olduğu vurgulanarak şu değerlendirme yapıldı:

"Yeterliliğe sahip kimselerin dış etkenler tarafından müdahale edilmedikçe bu şekilde ani bir ölüm gerçekleşmesi mümkün değildir. Ölüm zamanı gıda zehirlenmesinin olduğu bir dönemde meydana gelmesi ve kendisinin de buna maruz kalması, ayrıca otopside kan ve doku örneklerinin mikrobiyolojik analizinde stafikokus hominus, enterobakter clocac bulunması, askerin ölümünde bir gıda enfeksiyonuna bağlı olduğu kanaat edilmiştir. Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun raporunda da belirtildiği gibi şahsın geçirdiği hastalıkla ölümü arasında nedensel bir bağ vardır. Ancak acilde ilk muayeneyi yapan ve biyokimyasal tahlilleri alan, tedavisini ve takibini yapan hekimin kusurlu olduğu konusunda (acilde bekletilme süresi, lenfopeni ve diğer vital bulgular göz önüne alınıp genel durum düzeldikten sonra mı bırakılmış, vital durumla taburcu arasında nasıl bir değişme olup olmadığı) şüpheler taşımaktadır."

ŞİRKET ÇALIŞANLARI AVUKATI, “İDDİANAMEYİ KABUL ETMİYORUZ’’

Rota Şirketi’nin çalışanlarını avukatı Fatih Mehmet Erduran ise, hazırlanan iddianamenin somut delilere dayalı olarak hazırlanmadığını, iddianamede yer alan raporlarından bir tanesinde Salmonella’ya rastlanmadığının, bir raporda ise bakteriye rastlanıldığını belirtildiğini, yaşanan olayın sudan kaynaklanabileceğini iddia etti. Avukat Erduran yaptığı konuşmada, “Özellikle kışlada kullanılan su şebeke suyu değil. Kışlanın suyu 4 kuyudan temin ediliyor. Çevre İl Müdürlüğü yetkilileri olaydan sonra yaptığı incelemede kuyularda klor olmadığını tespit etti. Ayrıca olaydan birkaç gün önce şiddetli yağmur yağmış ve kışlada kanalizasyon çalışması yapılmış. Bu konuda bir çok risk faktörü oluşabilir. Ayrıca o günkü askerlerin ifadelerini okuduğumuzda bir çok asker yemek yemediğini sadece su içtiğini söylüyor. Su içmeyip yemek yiyenler var. Onlarda kendilerinde hiçbirşey olmadığını beyan ediyorlar. Olaydan sonra o gün yenilen hindi eti ve spagettiden alınan örnekler Müfreze Komutanlığı’nın laboratuarlarında incelendi. Raporda Salmonella bakterisini rastlanılmadığı belirtiliyor. Ancak Sağlık Bakanlığı’nın laboratuarlarında bu bakteriye rastlanıldığı ifade ediliyor. 2 rapor arasında çelişki var. Hala yemeklerde Salmonella bakterisi olup olmadığı tereddütü var. Ayrıca Salmonella bakterisi 72 derece sıcaklıkta ölen bir bakteri. O günkü hiddi etleri 150 derece yapılmış. Ayrıca spagettide Salmonella bakterisinin olması mümkün bile değil. Yani ortada somut bir şey yok’’ diye konuştu. 

Yaşana olayda hayatını kaybeden asker Hüsnü Özel ile ilgili de açıklamalarda bulunan Avukat Erduran, “O gün vefat eden askerimiz o geceki askerlerle birlikte hastaneye giden ilk grup arasında yer alıyor. Herkese uygulanan tedavi onada uygulanıyor. Sonra kışlasına geri dönüyor. 24 saat sonra neredeyse ölü vaziyette hastaneye tekrarg eri getiriliyor. Peki bu askerimiz bu duruma elene kadar kimseyle konuymamış veya kimseye kötü olduğunu söylememişmi. İzmir Adli Tıp raporuna göre askerimizin akciğer bölgesinde oluşan ödemden kaynaklanan ödemden vefat ettiği belirtiliyor. Ancak İstanbul Adli Tıp Kurumu ise etken maddesi tespit edilemeyen gıda zehirlenmesinden kaynaklı olduğunu belirtiyor. Böyle bir şeyin olması mümkün değil. Yani gıda zehirlenmesinden kaynaklı somut bir şey yok ortada. Ayrıca edindiğimiz bilgiye göre vefat eden askerimizde hastane enfeksiyonu denen bir bakteriye rastlanıldığını öğrendik. Bu nedenle müvekkillerimizin üzerine atılan suçlamaları kabul etmiyoruz’’ dedi.

 DAVA 2 EKİM’E ERTELENDİ   

Mahkeme heyeti Tutuksuz yargılanan sanıkların beraat istemlerini yerinde bulmaz iken öte yanda dinlenmesi gereken bazı sanıkların  bir sonraki duruşmaya polis marifetiyle getirilmesine bu nedenle davayı 2 Ekim’e erteledi.

OLAYIN GEÇMİŞİ

Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugay Komutanlığı Albay Arif Seyhun Kışlası'nda 23 Mayıs, 16 ve 17 Haziran'da yemekten sonra çok sayıda asker, kusma ve bulantı şikayetiyle hastanelere kaldırılmış, olayla ilgili soruşturma kapsamında 6'sı asker 48 kişi gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan ve savcılığa çıkarılan şüphelilerden mahkemeye sevk edilen 10 zanlıdan yemek şirketinin genel müdürü Ahmet Türkmen, şirketin Manisa sorumlusu V.A.G, bir askeri personel ve 4 aşçı tutuklanmıştı. Biri gıda mühendisi, 2 askeri personel ve 2'si yardımcı aşçı olmak üzere 5 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Sağlık Bakanlığı, Manisa'da askerlerin ilk bulgulara göre besin zehirlenmesi sonucu rahatsızlandıklarını açıklamıştı.

Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame, Manisa 1. Piyade Er Eğitim Tugay Komutanlığı Albay Arif Seyhun Kışlası'ndaki bir askerin hayatını kaybetmesi ve çok sayıda askerin gıda nedeniyle zehirlenmesine ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında aralarında şirket sahibi ve askeri personellerin de bulunduğu 35 kişi hakkında "suç taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmak, görevi ihmal" suçundan 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Hindi eti ve salçalı makarnada salmonella virüsü bulundu

Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, Ege Müfreze Komutanlığınca Batı Kışla’da 21, 22 ve 23 Mayıs 2017 tarihlerinde yenilen bütün öğünlerden numune alınarak askeri yetkililerce THSK Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarları ve Tüketici Güvenliği Laboratuvarlarında inceleme yapıldığı, incelemede hindi sote eti ve Salçalı makarnada "salmonella" virüsü tespit edildiği belirtildi.

Yemeğe bakteri karışmasının "hindi etinin hazırlanmaya başlanılmasının ardından 26 saat sonra yemekhaneye dağıtılmak üzere gönderilmesi, et ile kıyma makinesinde parçalanma işlemine tabi tutulması, uygun olmayan sıcaklıkta pişirilme işlemine alınmasından" kaynaklandığı ifade edildi.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Baybatur: “Biz yeşertmek, onlar yıkmak istiyor”
Baybatur: “Biz yeşertmek, onlar yıkmak istiyor”
İYİ Parti’den seçim yürüyüşü
İYİ Parti’den seçim yürüyüşü