Yurttaş niçin siyasete girdiğini ulusalajans.com’a anlattı

24 Haziran’da gerçekleşecek olan erken seçimler öncesinde ulusalajans.com Genel Yayın Yönetmeni Gazeteci Hakan Özen seçime katılacak olan partilerin Milletvekili Aday Adayları ile görüşmeye devam ediyor. Özen’in röportaj konuklarından biri de AK Parti’den 24. Dönem Milletvekilliği görevini çok başarılı bir şekilde yürüttükten sonra bir dönem ara veren ve erken seçimler öncesi Aday Adaylığını açıklayan Opr. Dr. Muzaffer Yurttaş oldu. Devlete hizmet yolunda çevresinden ve AK Partili seçmenden gelen talepler doğrultusunda bir kez daha Milletvekili olmayı hedefleyen Yurttaş, “Halkımız bizi tekrar görmek istiyor” dedi. İşte o röportajın ayrıntıları;

Yurttaş niçin siyasete girdiğini ulusalajans.com’a anlattı
H. Özen: Bir dönem milletvekilliği yaptınız. Halkımız sizi tekrar vekil olarak görmek istiyor. Tekrar siyaset var mı?
M. Yurttaş: 20 yıl bir cerrah olarak yüz binlerce kişiyi muayene, on binlerce kişiyi de ameliyat ettim. Yaklaşık 10 yıl başhekimlik yaptım. 2011 seçimleri öncesinde arkadaşlarım ve çevremin tavsiyesi ile siyasete girmeye karar verdim. Dört yıllık milletvekilliğim süresince bir hekim sorumluluğu ve ciddiyeti içerisinde güzel Manisa’mızın ve insanımızın hizmetinde olmaya çalıştım. Milletvekilliğim sonrası çalışmayı bırakmadım. Kongrelere katıldım, halkımızla iç içe oldum. Referandum ve parti çalışmalarında hep bulundum. Bunun sanırım halkımız bizi tekrar görmek istiyor.
Siyasete bakış açınız nedir? Niçin siyaset yapılır?
Mesleğim gereği hayatım boyunca hep sorun çözmek için gayret ettim. Sivil toplum kuruluşları ve değişik kültürlere sahip insanlarla diyalog halinde oldum. Yeniliklere açık ve teknolojiyi mümkün mertebe kullanan biriyim. Mesleki olarak disiplinli çalışmayı, titizliği, çözüm üretmeyi bilen ve tavrını sorundan yana değil, çözümden yana koyan bir yapıya sahibim. Bu nedenle siyaseti bir çözüm sanatı olarak gördüğümden, dolayı severek bir milletvekilliği dönemim oldu.
Halkın içerisindesiniz. Atom Karınca diye isim vermişler size. Bu enerjiyi nereden buluyorsunuz?
Milletvekili olarak hizmet etmek benim için en güzel şereflerden birisidir. Belki de aldığımız hayır dualar bizi güçlü kılıyor. Bizim en önemli özelliğimiz “Biz halkımıza fildişi kulelerden bakmıyoruz”. Halkımızın içinde yaşıyor ve onların sıkıntılarını yakından biliyoruz. Halka hizmeti Hakk’a hizmet gördüğümüz için yorulmuyoruz, ya da yorgunluğumuzu çabuk unutuyoruz. Halkımızı ve bölgemizi yakından tanıyorum, bölgemin sorunlarını biliyor ve onlara yönelik projeler üretiyorum.
Halkımız sizi kendisine yakın görüyor. Belki de kendisinden bir parça görüyor.
Biz yoksulluklar içinde büyümüş bir nesiliz. Biz, sabah tarlaya gitmeden önce içtiğimiz tarhana çorbası ile yetinen ve tek odada, gaz lambası ışığında ders çalışan çocuklar olarak büyüdük. Siyah önlükle okula giden, altı delik çizme ile çay çamur demeden okul yolunda koşan, sarı saman kağıda yazı yazan, öğle yemeği yerine annemizin hazırladığı ekmek peyniri katık eden bir dönemin çocuklarıyız. Bizim zamanımızda ne okul taşıtı, ne okulda kalorifer, ne de akıllı tahtalar vardı. Ne sıkıntılar, ne yokluklar çektiğimize tarih ve dört duvar şahittir.
Onların sorunlarını çözmek midir amacınız?
Bu milletin evlatları aynı sıkıntıları çekmesin, okullarında akıllı tahtaları, ellerinde tablet bilgisayarları, sıralarının üzerinde kitapları hazır olsun, ücretsiz süt, ücretsiz üzüm dağıtılsın, üstlerinde yamasız elbiseleri olsun, ayaklarında sıcacık bot ve ayakkabıları bulunsun diye yönetmeye ve siyasete talip olduk.
Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte, onun önderliğinde siyaset yapak nasıl bir duygu?
Tarih kitaplarında bizim atalarımızın üç kıtaya hakim olduğunu, ordulara komutanlık ettiğini ve hiç bir güç karşısında boyun eğmediğini öğrenmiştik. Yıllarca bize liderlik edecek, milletin başını dik tutacak, insanımıza özgüven aşılayacak bir lider aradık. Omurgalı dik duruşu ile gerektiğinde dünyaya kafa tutan, one Minut çıkışı ile tüm ümmetin gönlünde taht kuran Recep Tayyip Erdoğan'ı görünce "İşte lider, işte arkasında durulacak yiğit adam" dedik ve onunla birlikte, davasına hizmet etmek ve onun yüküne omuz vermek için siyasete girmeye karar verdik.
On yıllardır, ay yıldızlı bayrağımızı dünyanın her yerine taşıyacak, bu milletin şefkat elini mazlumlara ulaştıracak, ülkemizin geri kalmışlığına, el açan ve borçlu ülke oluşumuza son verecek bir lider aradık. Kara trenlerin yerine hızlı trenleri getirecek, pasaportumuzu ve paramızı dünyada geçerli kılacak, hastalarımızı hastanelerde rehin kalmaktan kurtaracak, bölünmüş yolları açacak, sanayiler yapacak, insanımıza iş ve aş imkanı sağlayacak bir adam aradık. Engellinin elinden tutacak, şehit yakınları ve gazilerimize en güzel bir emanet olarak sahip çıkacak bir reis gözledik. Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlar siyaset sahnesine çıkınca çölde su arayan kişinin suya kavuşması gibi yeniden kendimize geldik, yeni bir soluk, taze bir heyecan ve ümitle "Durmak yok, yola devam" dedik.
İmam Hatip Lisesi mezunusunuz. Demokrasi ve insan hakları konusunda neler yapıldı?
Yıllarca bizler, yani bu vatanın yoksul ve hizmetkar tayfası elit bir çevre tarafından hesaba katılmadı, değersiz görüldü, yok sayıldı. Giyim tarzına, okuduğu okula, düşünce biçimine yasaklar konuldu. Bizler kaderlerine, kendine biçilen role razı olacak, kendilerini elit görenlere hep hizmet edecektik. Söz de saz da onların olacak, bize onların beyliklerini sandıkta oylamak düşecekti. Ülkemin geleceği, yönetimi, ufku hakkında söz söyleme, karar verme bize yasaktı. Başbakanı, cumhurbaşkanını onlar belirleyecek, karar verdiklerine oy vermek bize düşecekti. İktidar olsak bile muktedir olma hakkımız yoktu. Onların belirledikleri kişileri milletvekili, onların dilediklerini cumhurbaşkanı olarak kabul etmek ve onların değirmenine su taşımakla görevlendirilmiştik. Halk bizi seçse bile açık oy gizli sayım iye sonuçlar değiştirilecek, eğer yine de biz kazanırsak partimiz kapatılacak ve asla statükoya karşı başkaldıramayacaktık.
Bize biçilen role razı olmamak, tarihimizden aldığımız kuvvetle aydınlık bir gelecek oluşturmak için siyaset sahnesine çıkmaya karar verdik. Birileri siyaseti kötü ve öcü göstermeye çabalasa da artık bu numaraları yutmuyorduk. Hakkımızdaki yasakları dinlemedik, fermanları çöpe attık. Yolumuzu kendimiz çizmeye, yol yoksa bile yolu yaparak ilerlemeye karar verdik ve siyasete talip olduk. Bizi birilerinin, ithal bakanların kurtaramayacağını, kurtuluşun reçetesinin kendi içimizde olduğunu anladık. Kendi gücümüzün farkına vardık. Halkımızla birlikte olduğumuzda çözülmez zannedilen nice kronik problemlerin bir çay içimi kadar kolay olduğunu anladık. Bize ikna odalarında dayatılanların, brifing salonlarında anlatılanların birer yalan ve düzmece olduğunu öğrendik ve nefesimizin çıktığı kadar “Hayır! Yalan söyleyen tarihe size inanmıyoruz” dedik.
Menderes, Özal ve Erbakan Hoca’nın seslendirmeye çalışınca, al aşağı edildiği yüce davayı yüksek sesle haykıran bir erdemdiler hareketinin adı olarak sahneye AK Parti çıktı. Milletin önüne engeller kondu, “muhtar bile olamaz” dendi, milletin partisi kapatılmak istendi, “başörtülüler meclise giremez” diye hakaret edildi, insanımız öz yurdunda garip, öz vatanında parya sayıldı. Ama inanmış insanların ve hayalleri olanların önünde hiç bir engel duramazdı. Millet karar vermişti. "Yeter söz de karar da milletindir" diyen sevdalılar AK Partide buluştu. El ele, gönül gönüle verenlere Anadolu insanı güvendi, destek ve dua verdi. % 36 ile başlanan serüven % 50’leri geçti. Fidan boy verdi, meyve verdi, çiçek açtı. Dalga dalga bu sevda tüm vatan sathına yayıldı.
Milletimizin AK Parti’yi desteklemesinin ardındaki sebep nedir?
Gün geçtikçe büyüyen AK Parti hareketine milletin neden artarak destek verdiğini merak edenler, Anadolu insanının geçmişte yaşadığı sıkıntıları, zorlukları, horlanmışlık ve dışlanmışlıkları iyi tahlil etmelidir. Başörtüsünden dolayı üniversiteden kapı dışarı edilmiş, İmam Hatipli olduğu için katsayı engeline takılmış, sakallı diye ikinci sınıf vatandaş sayılmış, inandığı gibi yaşamasının önüne engeller konulmuş bir neslin o tarihlerde yaşadığı hayal kırıklığı, ümitleri, öfkeleri, nefretleri ve çaresizliğini araştırırsanız, halkın AK Parti'ye niçin bu kadar destek verdiğini ve siyasete girmek için büyük çabalar sarf ettiğinin nedenlerini anlayabilirsiniz. Bir neslin hayallerini gerçekleştiren bu kadrolara verdiği destek ve duanın temelinde, “bir milletin yeniden dirilişinin hikayesini” bulacaksınız.
Bizim siyaset anlayışımızın özünde, 'söz de, karar da milletindir' yaklaşımı vardır. Biz, hiçbir zaman milleti seçimden seçime hatırlayanlardan veya millete seçimden seçime gidenlerden olmadık. Milleti küçümseyenlere karşı mücadelemizde hep arkamızda milletimizi bulduk. İnşallah bundan sonra da bu anlayıştan asla taviz vermeyecek, milletimizle aramızdaki muhabbeti daha da güçlendirerek muhafaza edeceğiz. Onlardan aldığımız emaneti en iyi şekilde taşıyacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın.
Tekrar milletvekili olursanız ne yaparsınız?
Milletvekili olarak bana güvenenlerin yüzünü asla kara çıkarmadım. Milletin çıkar ve faydasını her zaman ön planda tuttum. Bizlere gönül veren, destek veren halkımızı mahcup etmedim. Herhangi bir makam ve mevki peşinde değilim. Her zaman “İnsanlara efendilik yoktur, hizmet etmek vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur" düsturu ile hareket ettim.
Milletvekilliğim süresince ülkemin farklı kültürlerini barış ve sevgi ile bir arada ve beraber tutmaya çalıştım. Türkiye’min en büyük enerjisinin birlik ve beraberlik olduğuna inanıyorum. Çetesiz, mafyasız, cuntasız, özgür ve müreffeh, mutlu bir Türkiye için bu kadroların iktidarının devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Yakalanan istikrarın devam etmesine gönülden katılıyorum. Garibanın, çiftçinin, köylünün, mazlumun temsilcisi olmaya çalıştım. Üzüme, tarıma sahip çıktım. Bölgemin sorunlarına yönelik projeler ürettim. Benim için bir koltuğa talip olmak değil, insanımızın hizmetine talip olmak esastır.
Son söz olarak milletvekilliğine aday olacak mısınız?
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk defa uygulamaya geçeceği bu seçimlerin ne kadar önemli olduğu herkesçe malumdur. Ben hiçbir zaman koltuğa talip olmadım. Her zaman milletimizin hizmetinde olmayı tercih ettim. Partimizin ve teşkilatımızın verdiği kararları hep baştacı yaptım. Milletvekilliği seçimleri ve referandum sürecinde liderimiz Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Durmak yok, yola devam!’ sloganını ilke edinerek Atom Karınca misâli çalışmayı bırakmadım. Partim, teşkilatım ve milletim beni nerede görmek isterse orada olacağımdan şüpheniz olmasın. Bu süreçte partimizin vereceği görev ve kararlara saygım sonsuzdur. Selam ve dua ile.
Siyaseti menfaat için değil, halk için yapmaya devam edeceğim. Bu millet her şeyin en iyisine layıktır. Bu vesile ile bize destek veren, dua eden halkımıza en kalbi duygularımla selam ve saygılarımı sunuyorum.
 
 
 
 
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
AK Parti’de davullu zurnalı e-temayül
AK Parti’de davullu zurnalı e-temayül
Manisa Barosu çocukları dinledi
Manisa Barosu çocukları dinledi