Advert
Advert
Ziyaaaaaaa!
Kerime Yıldız

Ziyaaaaaaa!

Reklam

Adile Naşitli Münir Özkullu Türk filmlerine bayılırım. Kaç kere seyrettiğimi bilmiyorum. Her seferinde de aynı keyfi alırım.

Neşeli Günler, turşuculuk yapan, altı çocuklu bir âileyi anlatır. Filmde bir karakter var. Turşucu Kâzım Efendi’nin kardeşi Ziyâ. Ziyâ, hep alavere dalavere çevirir. Sürekli atıp tutar. Çakısıyla aslan öldürdüğünü anlatır. O atıp tuttukça ağabey bağırır:

“Ziyaaaaaaaaaaaaa!”

Bu bağırma, “Atma!” demektir.

Ziyâ, yengesinin sirkeli turşu suyuna da ağabeyinin limonlu turşu suyuna da methiyeler düzer. Çünkü ikisinden de menfaati vardır.

Kâzım Efendi, en sonunda Ziyâ’yı evden kovar. Ziyâ şöyle der:

“Bak kalbimi kırıyorsun, sonra giderim ha!”

“Durduğun kabahat. Defol ulan!”

“Bak gidersem gelmem valla!”

“Defol ulan!”

Ziyâ gider ama az sonra geriye gelip âbisine seslenir:

“Pişman oldun mu?”

“Defol ulan!”

Ziyâ o kadar tuhaftır ki gitmediğine, birazdan geriye geleceğine hükmedersiniz. Nitekim ilerleyen sahnede böyle yapar.

Şimdi durup dururken bu film niçin aklıma geldi acaba?

 

MELİH GÖKÇEK NE YAPACAK?

Melih Gökçek’in görevinden ayrılacağı ihtimâli güçleniyor. Gökçek, sorumluluk sâhibi bir insandır. 15 Temmuz gecesi canını tehlikeye atarak bir gecekonduda Ankara’yı kurtarmasıyla bunu bir kere daha ispat etti. O gece canını ortaya koyan başkanın, Cumhurbaşkanımızın kararı her ne olursa olsun, sorgulamayacağını ve destek olacağını düşünüyorum.

Gökçek’in ne yapacağını, kendisinden çok dert edinenler var. Yanlış anlamayın, tamâmen duygusal!

Eğer Gökçek görevden ayrılırsa benim bir teklifim var:

15 Temmuz gecesi Ankara’yı kurtardığı gecekondu Millî İrâde Müzesi olsun. Gökçek de Müze Müdürü.

“Gökçek giderse ne yapacağım?” diye karalar bağlayan gazetecilere de müzede bir iş bulunur elbet.

 

SAİT ALBAYLARIN ÂHI YERDE KALMAZ!

Sait Ertürk, 15 Temmuz gecesi şehid olan en kıdemli askerdi. Kurmay albaydı. Soyadı gibiydi.

15 Temmuz sonrasında ortalığı sahte kahramanlar kapladı. O gece saklanıp darbenin seyri değişince “Şöyle öldüm, böyle öldüm” edebiyatı yapanlar şunu iyi bilsinler ki Sait Albayların kanı nasıl yerde kalmazsa âhı da yerde kalmaz!

 

KISSADAN HİSSE

Hicrî 8. asır… Dicle kıyısında bir yer… Bir grup insan sohbet ediyor. İçlerinden biri, Kerbelâ şehidlerinin âhının yerde kalmadığını; o katliamda dahli olan herkesin bedelini ödediğini söyler.

Yaşlı bir adam i’tiraz eder:

“Ben o zaman oradaydım. Bakın sapasağlamım. Başıma bir şey gelmedi.”

O anda bir rüzgâr çıkar. Ortada yanan mumun alevini adama doğru savurur. Adamın sakalları tutuşur. Bağıra bağıra kendisini Dicle’nin sularına atar.

Bir damlasını Hz. Hüseyin Efendimizden esirgedikleri Dicle’de boğulur.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Başkan Çerçi Müdür Öztürk'ü ziyaret etti
Başkan Çerçi Müdür Öztürk'ü ziyaret etti
Tarımda sigortalanma arttı
Tarımda sigortalanma arttı