Tatile bak hizaya gel
Erdal ÇİL

Tatile bak hizaya gel

Reklam

Üç günlük bayram tatilinde Bodrum’a tam 220.000 araç giriş yapmış!

Bir gazete haberi bu!

Bodrum ülkemizin turizm beldelerinden sadece biri ve karayolu dışında da hava ve deniz yolu ile giriş yapılabilen bir ilçe.

Bodrum’ un yaz ayları dışında da gelip kafa dinlemek, oksijen almak için gelen müdavimleri de var ve azımsanmayacak sayılarını da yol kenarındaki karayolu tabelaları göstermiyor maalesef.

Maalesef diyorum çünkü devletten hizmet alırken hep o tabela nüfusları baz alınarak hep gözardı edilir, yok sayılır o insanlar!

Yıllardır Muğla’da otururum ve kader bizi 1994 yılında Muğla’lı yaptı yapalı da terk etmeyi düşünmediğim özel bir şehir.

Yaklaşık her yıl bu aylarda karşılaşırız bu tür manzaralarla Bodrum, Akyaka, Marmaris, Köyceğiz, Ortaca, Dalaman, Fethiye de.

Alabildiğine dolar her yer.

İnsanların bırakın güzel hizmet almasını kimi vakit kendi şehrindeki bir gecekondu evinde bile rahatlıkla karşılayabileceği ihtiyaçları karşılamasının neredeyse imkânsız olduğu yoğunluklara, eziyetlere rastlanılır.

Ama tatildir, çıkılmıştır bir kere ve asla başta yakınındakiler olmak üzere yine de hep mutluluk resimleri verilir, yollanır eşe dosta.

Ülkemizin üç yanı denizdir ve batılıya göre de böbürlenmek gibi olmasın köylüyüzdür sözümona ama buldu mu fırsatını çekeriz fotoğrafını denizin ve bir gariban ağacın ve hemen paylaşırız sosyal medyada:”cennet adeta burası” gibi ifadelerle.

Biz de görünce aynı ruh ile sözümona çorbada tuzumuz olsun hiç olmazsa deyip: “Ay ne güzel gerçekten!” veya “Of be içinize sinsin kızım, sefanız olsun!” türünden mukabelelerde bulunuruz.

Mübarek onbir aylarda görmediğimiz kadar eziyeti - cefayı, duymadığımız kadar gürültüyü ve asla başka yerde bulamadığımız kadar sinek – böcek taarruzuna rağmen erkekliğe laf söyletmez hep iyi anarız bu tatil aylarını.

Çalışırken asla bu kadar terlemeyiz, terletemezler bizi ama buralarda hep yapış yapış gezer, yapış yapış kalırız. Hele o Anadolunun kuru, diri havasından eşin dostun ısrarıyla kalkıp buralara kadar tebdil-i mekan etmiş yiğitlerimizin o perişan hallerini gördükçe de hem acır hem üzülür hem de gülerim.

Tabii güçlü bir büyüsü olduğunu unutmamak lazım tatilin ve bu kültürün! Kesinlikle bulaşıcı, etkin ve baskıcı bir kültürdür tatil kültürü. Almaya görsün sizi etki alanına. Ezer, yoğurur, ufalar ve esiri olursunuz kısa bir sürede. Elde avuçta olmasa bile erken rezervasyonlarla, taksitlerle, kredilerle dahi olsa hükmeder size.

Çoluk çocuk hepiniz pençesindesinizdir ve kurtulamazsınızdır da!

Neyse ki bağımlılık yapacak kadar henüz tehlikeli sayılmıyor ve söylediklerimizi abartmayalım! Hatta olumlu yönlerine bakalım derim ama okuduğumuz gazetelerin, yaptığımız konuşmaların şeklinin bile değiştiğini görürüz buralarda. Sosyal hayattaki davranışlarımız bile değişivermiştir de çoğu kez farkında bile olmayız. Kadın kırk yıllık kocasını bile tanıyamaz olur. Yeni tatil dostları edinilir, güzel renkte maskeler takılır, rahat- toz pembe konular bulunur sohbetler için ama baştakiler ve devlet büyüklerimiz hep eleştirilir!

O da bir tatil geleneğidir ve neredeyse milli bir hasletimiz olmuştur devletimizi ve büyüklerini eleştirmek!

Nasıl olsa tatildeyizdir, özelizdir ve adeta Mescid-ül Haram’dır ya buralar; tenkidin bile ölçüsüne bakılmaz.

Adam işçiyse tatil komşusuna: ”görevli” diye tanıtılır. Mazbut bir aile mesela kendi evinde namaz falan kılıyorsa tatil beldelerinde bu yönde asla bir çabası falan olmaz. Kadın başı örtülüyse de artık dedik ya buralar ‘Mescid-ül Haram’; örtüler falan unutulur, insanlık- İslamlık falan adeta tatil yapar bu tatil beldelerinde.

Erken rezervasyonlar da hep fiyatlar kıyaslanır. Altı- üstü senede bir defa yapılacağı için: “ Aman üç kuruş fazla olsun, her şey dâhil olsun” tercihler yapılır. İnsan tatildedir ama midenin asla tatil yapma hakkı yoktur ve ara öğünlerle dâhil asla ihmal edilmemelidir!

Karşılaştığınız sorunları da hiç yazmasanız veya konuşmasanız iyi ama ille de birine bahsetmek istiyorsanız da WhatsApp yoluyla falan ve özelden paylaşabilirsiniz.

Her şey insanın kendinden uzaklaşmasıyla başladı.

Kendinden uzaklaşan insan adı üstünde gurbete çıktı ve dost bildikleri, dost diye gördükleri de hep gurbet dostları oldu ve onları asla vatanına, özüne dâhil edemedi, etmedi!

Sılayırahim önce ihmal edildi sonra unutuldu. Geçmiş hep kötü, kara ve sanki hayat ne geçmişten ne de gelecekten ibaret ve sadece şimdiki andan tat almaktan ibaretti. Geçmişiyle bir türlü barışamayan, yüzleşemeyen insanoğlunun geleceğe dair de yapabileceği sağlıklı hedefleri olmayacaktı ve içinde bulunduğu günleri de ancak tüketilmeye değer günler olacaktı.

Hayat tatilden ibaret değil!

Tatiller aklımızın, fikrimizin, edebimizin, hayâmızın, vicdanımızın, insanlığımızın tatile çıktığı günler olmasın!

Huzura, muhabbete, tefekküre, tanış olmaya, yüzleşmeye vesile olsun.

Tatil tercihleri yaparken kapitalizm baronlarının işaret ettiği yerleri değil kendimizi daha rahat bulacağımız, kendimize daha yakın yerleri tercih edelim. İlle de uzaklaşmak istiyorsak da tebdili mekânın da ancak huzur ile bir anlam ifade ettiğini unutmadan sınırları aşalım ama insanlığımızı aman aman aşmayalım!

Çünkü ne kadar aşarsak aşalım, ne kadar uzun tutarsak tutalım dönüp dolaşacağımız yer yine merkezimizdir, yine mübarek on bir aylardır!

Tatile bak, hizaya gel dedik yazımızın başlığını.

Hizayı kaybetmeyelim dostlar!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
168 şehit öğretmen Manisa’da anıldı
168 şehit öğretmen Manisa’da anıldı
Bahçeli’den o slogana karşı uyarı
Bahçeli’den o slogana karşı uyarı