Altınok ailesini nasıl yok ettiler?
Mustafa Balkan

Altınok ailesini nasıl yok ettiler?

Reklam

Bundan tam 37 yıl önce...

Yıl: 1980, Haziran'ın 25'i...

MHP Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı emekli Binbaşı Ali Rıza Altınok'un kapısını çalanlar biri kız, dördü DHKP-C militanıydı...

“Biz Tıp fakültesi öğrencileriyiz. Size ait daireyi kiralamak istiyoruz” diyerek gelmişlerdi.

Ali Rıza Beyin eşi Fahriye Hanım daireyi gezdirdi gelenlere.

Sonra sofralarına buyur ettiler.

Karınları doyduktan sonra silahlarını çekti kızıl köpekler.

Ali Rıza başkan, eşi Fahriye hanım ve 16 yaşındaki düğün hazırlıkları yapan kızları Nilgün.

Üçü de ülkücü şehitler kervanına katıldılar o gün.

Bir diğer kızı o gün tevafuk evde yoktu kurtuldu.

Kâtil Ayşe Hülya Özzümrüt 11 sene hapis yattı ve 1991 senesinde şartlı tahliye edildi.

Sonra bir sevgi kelebeğine (!) dönüşen o kâtil kendini şiire verdi ve o dönem Milliyet gibi masonların kalemşörü gazetelerde röportajları yayımlandı.

İçerdeyken bir sözü vardı; “ben de ADALET istiyorum” dedi ve şu an halen aramızda...

İşte bugün Kılıçdaroğlu'nun yanında ADALET için yürüyoruz diyen DHKP-C'lilerin vaad ettiği adalet. Allah bunlara fırsat vermesin.”

Sevgili arkadaşım Mustafa, bu satırları yazınca, bana, önce “amin” demek ve sonra da Binbaşı Ali Rıza Altınok’un eşi ve kızının nasıl hunharca katledildiğini yazmak düştü.

MLSPB’lilerce şehit edilen Altınok ailesinin bu katliamdan kurtulan tek ferdi olan İnci Altınok olayı bize şöyle anlatıyor:

“O gün çocukları yatırmış yemeği hazırlıyordum. Dışarıdan sesler geldi. Komşularım ağlayarak balkona fırlamışlar. “Bir binbaşıyı evinde taramışlar” dedi biri. Televizyonda izlemişler. Evimde de televizyon açıktı, Allah’ın işi işte, ben haberi görmedim. Hemen sonra da polis geldi. Yalnız olduğumu görünce bana söylemek istemedi. “Sizinle ilgili bir mesele değil, eşinizle görüşecektim” dedi ve geri döndü. Kapıda karşılaşmışlar, ben eşimden öğrendim. Ama öldüklerini söylememişti.

Annemler evde kendi telaşlarındayken, on – on beş kişi mahalleye gelmiş, sokağımıza çıkan yolları kesmişler. Esnaf, komşu kim varsa, hepsi üzerlerine silahlar doğrultulmuş halde rehin tutulmuş. Yarım saat öncesinden böyle bir hazırlık yapılmış. Kiracı kılığında evimize gelen Doğan Özzümrüt, Ayşe Hülya Özzümrüt ve yanlarında bulunan iki kişi önce kendi güvenliklerini sağlamışlar. Annem katilleri için yemekler hazırlarken, onlar mahallemizi kuşatmakla meşgulmüş. Her adımı önceden düşünülmüş. Evden çıkmadan önce de o yemeklerini yedikleri aile için “faşist yuvalarını dağıttık” yazmışlar evin duvarlarına. Ben bunları görmedim. Olaydan sonra eve giren ilk kişi, daha sonra MHP Milletvekili olan Mustafa Verkaya’ymış. Bizim daha da fazla sarsılmamamız, “kan gölü” nü görmememiz için, güvenlik güçlerinin işi bittikten sonra temizletmiş her yeri. Ülkü Ocakları’ndan gelen gençler silmişler yazıları.

Olayın faillerinden üçü 1981 yılında bir çatışmada “tesadüfen” ele geçirildi. Polis bir grubun İsrail Başkonsolosluğu’na eylem hazırlığı içinde olduğu istihbaratını almış. Gözaltına aldıkları bir kişi hücre evi ve eylemcilerle ilgili itiraflarda bulunmuş. Bunun üzerine Maltepe İnönü Caddesi üzerinde bir evi kuşatan polis ile üç MLSPB’li arasında çatışma çıkmış. Ailemin katillerinden ikisi o çatışmada öldü. Ayşe Hülya Özzümrüt ise yaralı ele geçirildi. Katillerin onlar olduğu, parmak izi tesbiti sırasında ortaya çıktı. Bizim evde yemek yedikleri tabakta, kaşıkta da parmak izleri bulunmuştu.” (http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ben-de-adalet-istiyorum-2-31808h.htm)

 

 

“Marksist Leninist Silahlı Propaganda Birliği” adlı örgütün üyesi olan Ayşe Hülya Özzümrüt, müebbet hapse mahkûm olmasına rağmen 10 yıl yattıktan sonra 1991 yılında Anayasa Mahkemesi’nin Terörle Mücadele Yasası’nda şartlı tahliyeye oran sınırlaması getiren maddelerinin iptali sonrasında tahliye ediliyor.

Milliyet ve Hürriyet gazeteleri attıkları manşetlerle kâtili “kahraman” yapıyorlardı. MHP’de siyaset yapmak dışında suçu olmayan Ali Rıza Altınok ile ailesini hunharca öldürenlerden birisi, şiirleriyle “kahraman” oluyor ve Türkiye’ye “barış ve özgürlüğün sesi” diye yutturulmak istenen Ahmet Kaya tarafından bestelenerek yıllarca “kardeşlik şarkısı” olarak pazarlanıyor.

Emekli Binbaşı Ali Rıza Altınok ve ailesi nûr içinde yatsın. Mekânları cennet olsun.

Vatan hainlerini “vatan dostu”, kâtilleri de “kahraman” yapan bu düzen ve sistemi Allah kahretsin!

Bu vurguncu ve soyguncu düzen ve sistemin dümen suyuna giren ve gidenlere de Rabbim hidâyet ve şûur versin.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
168 şehit öğretmen Manisa’da anıldı
168 şehit öğretmen Manisa’da anıldı
Bahçeli’den o slogana karşı uyarı
Bahçeli’den o slogana karşı uyarı