BİR VEDA FASLI
Erdal ÇİL

BİR VEDA FASLI

Reklam

Kuşağının, türünün son örneklerinden birini daha uğurladık.

Abinin ötesinde bizim kuşağın ‘amca’ larından biriydi Ahmet Er.

Onların da hayatları mücadelelerle geçmiş; fitneyle, iç çekişmelerle onlar da boğuşmak zorunda kalmışlardı.

Daha doğrusu bu mücadele ve çilesi aslında bize onlardan yadigar.

“Nasıl yaşarsanız öyle ölür, nasıl ölürseniz de öylece haşrolunursunuz”  mucibince yaşarken nasıl hepimizi kilometrelerce ötelerden de olsa çekip topladığı gibi 30 Mayıs 2017 tarihindeki cenazesinde de hepimizi buluşturmuştu mübarek.

Kimler yoktu ki cenazede!

Kuruluş aşamasında içinde bulunduğu MHP’ nin gerek ilk yıllarındaki ayrı grupların temsilcilerinden tutun da şimdi neredeyse beş parçaya bölünmüş gibi duran grupların içindekilere hatta adı yüzde birlik olarak kalan Büyük Birlik Partili muhalif gruplardan mevcut yöneticilerine kadar herkes Akhisar’ın Sünnetçiler Köyündeydi.

Seyit Ahmet Arvasi, Galip Erdem, Nevzat Kösoğlu ve nice akranları gibi bizden en az yirmi yaş kadar büyük olup siyasi hayatımıza etki eden şahsiyetler neredeyse şu fani dünyamızdan bütünüyle ellerini çekmek üzereler.

Öyle ya: hayatın en önemli safhası, en güzel faslı!

Fasıl’ın bir diğer sözlük anlamı da parçaların belli bir sıraya göre çalınıp söylenmesidir.

Gözün, kulağın, kalbin, aklın, hissin velhasıl bütün parçaların şimdi en olgun, en güzel olduğu bu yaş grubu insanların bu faslından, bundan dolayı arda kalan bir hoş sedadan başka ne olabilir ki?

İnandıkları gibi yaşayan, davalarından aşk ve iman gayrısını çoktan terk eden erlerdi o erler.

Yerlerine namzet, abi dediklerimizle kıyasladığımızda ise gördüğümüz hüsran büyüklüğünde artmakta üzüntümüz.

Onlar ömürlerinin her döneminde, son demlerinde hatta cenazelerinde bile toplayıcılarken, abilerin çoğu kalemlerini kırıp, silmekteler kırk yıllık dostlarını.

 ………………………………………………………………………………………………………….

Cenaze namazı ‘er kişi’ niyetine olunca saf tutanların çoğu da (er)  kişilerdi.

Kimler yoktu ki orada!

İsimleri Ayşe, Fadime, Hatice olan (er) kişilerden tutun da ismi bile unutulan onlarca er kişiyi bulmak mümkündü Sünnetçiler Köyü Meydanında.

O erlerden birisi de çok uzun yıllardır onun evinin, ailesinin müdavimi olmuş, memleketin neresinde olursa olsun vazifesi, ziyaretini, ilgisini hiç aksatmamış, tabiri caizse o evin, o insanların vekili olmuş  bir vekil!

Selçuk Özdağ.

Trabzon’da, Muğla’da görev yaptığı yıllarda yorgun düştüğü, yedi yıllık çileli cezaevi sonrası normal hayata uyum sağlamaya çalışırken bir yandan da hayata tutunmaya çalıştığı yıllardı.

Haftanın beş günü sabah namazı ile başlayıp gece yarılarına uzanan yorgunluğu yetmiyor gibi bir de hafta sonlarına taşan sosyal sorumluluk yorgunlukları.

Hafta sonları gittiği her vilayetten, her köşeden eş-dost selamları getirirdi bizlere.

Ahmet Amcanın da selamını taşımış, sağlığıyla ilgili güzel haberleri verip sevindirmişti bizleri.

Rahmetli, kimseyle paylaşmadığı anıların çoğunu ona aktarır, o da bizimle bunların eserleşmesi yönünde yapılabilecekleri anlatırdı.

Her hafta sonu yüzlerce kilometrelik vilayetler arası yolculukları sırasında uğradığı Akhisar Sünnetçiler Köyü onun adeta moral depoladığı, huzur bulduğu bir dergâh oluvermişti.

O gün orada herkesteki hüznün biraz daha fazlası bu yüzden belli etmemeye çalışsa da Selçuk Özdağ’ daydı.

Ne de olsa bir kapısı daha kapanmış, arkasından dua eden bir Allah dostu ile daha muhabbeti ebediyete intikal etmişti.

Dört yıl boyunca Manisa İl Sağlık Müdürlüğünde görev yaptığım yıllarda da sürekli kendisine uğramamızı istemiş, sağlığıyla ilgili yapılması gerekenlerin esirgenmemesini tembihlemişti bizlere.

Yine Ahmet Amca’yı tanımak isteyen birçok genç arkadaşımızı da yanına katarak götürüp o Horasan Erinin dergâhına taşıyarak hayırlara vesile olmuştu birçok defalar.

 Bir Allah dostunun kapısına müdavim olmak, onun halleriyle az da olsa hâllenmek de ona diğer pek çok insana nasip olmayan kapılar aralayacaktı nitekim.

Cemaatlerin, siyasi grupların velhasıl pek çok topluluğun dünyayı paylaşma, dünyaya ait kaleleri fethetme telaşına düştükleri günümüzde o gönülleri fethetme uğraşı içinde buldu kendini.  Gücünü oylardan alıp sırtını sadece oylara dayayan siyasi akranlarından farklı olarak o hep gönüllerde yer etme derdinde oldu.

Bu yüzden kan bağı olan akrabalarından, sadece günlük siyasete dayanan ilişkilerin ötesinde, onu bir ağabey, bir hoca, bir muhabbet ehli olarak gören, vefasını bilen gönül dostları taşımaktadır.

İşleri gönüller fethi olup önlerinde açmadık kapı, girmedik gönül bırakmayan o Horasan Erlerinin halleriyle hâllenen erleri O Yüceler Yücesi hiç yalnız, hiç öksüz ve yetim bırakır mı?

Bu bir veda faslıdır nitekim.

İki yüreğin kavuşması…

Kavuşan iki yüreğin coşkusuna daha yakın olabilme heyecanıyla toplanan birçok yüreğin kalp atışlarındaki ritimlerin zaman ve mekân ile olan ahenkleriyle oluşan o sedanın bu fasıla kattığı güzelliği dağarcığımızdaki hangi sözlerle anlatabiliriz ki?

Sevdiğinin derdiyle dertlenen; canlarından çok sevdikleri ülkelerinin, milletlerinin dertleriyle dertlenen Horasan Erleri aramızda oldukça fasılları da devam edecek.

Sözü Sultan-üş Şuara bitirsin:

O erler ki gönül fezasındalar 
                  Toprakta sürünme ezasındalar
                                   Yıldızları tesbih tesbih çeker de
                                                            Namazda arka saf hizasındalar.

………………………………………….

İçine nefs sızan ibadetlerin
                          Birbiri ardınca kazasındalar
                                                   Ne cennet tasası ve ne cehennem
                                                                                         Sadece Allahın rızasındalar.

Onların duası üzerinize olsun!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kamu Bankaları krediye kapılarını açtı
Kamu Bankaları krediye kapılarını açtı
GSM operatörlerinden açıklama gecikmedi
GSM operatörlerinden açıklama gecikmedi