15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİ NASIL OKUMALIYIZ?
Naci Yengin

15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİ NASIL OKUMALIYIZ?

Reklam

Coğrafya üzerinde yaşayan milletlerin kaderidir.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi “Türkiye sadece Türkiye’den ibaret değildir!”

Türkiye demek Osmanlı coğrafyası demektir. Türkiye demek yüzyıllarca gönül telimizin, kalplerimizin birlikte attığı Kafkaslar, Balkanlar, Afrika, Ortadoğu ve mazlum milletler demektir.

Türkiye’nin sınırları her ne kadar Misak-ı Milli’de çizilmişse de Türkiye’nin doğal ve güvenlik sınırları hala gönül coğrafyamızdan başlar. Bosna’da Aliya İzzetbegoviç, Türkistan’da Hoca Ahmet Yesevi, Libya’da Şeyh Senusi, Cezayir’de Ömer Muhtar, Arnavutluk’ta Mehmet Akif, Trakya’da Yahya Kemal, Kerkük’te Abdurrahman Kızılay’ın Türkiye sesi duyulur!

Hiçbir zaman esaret hayatı yaşamamış bir milletin Kurtuluş Savaşıyla  yedi düvele karşı kazanmış olduğu zafer sonrası kurulan Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı Tanzimat fermanından itibaren ameliyat masasına yatırılmışmış halden yeni ve tam bağımsız bir devlet kurma irade ve başarısını göstermiştir. Bu durum batı tarafından hiçbir zaman kabul edilmemiş Türkiye’nin İslam dünyasının öncü gücü olmasını tarihten bu yana son vermek amacıyla genelde İslam dünyası-İslamiyet özelde ise milletimizle mücadele ede gelmiştir. Öyle ki Türkiye’nin içinde bulunduğu tarihi ve kültürel bilinç bağısızlığından ödün vermeyen hayat anlayışı her zaman batı-haçlı devlet ve düşüncelerinin karşısında engel-set olarak durmuş ve durmaktadır.

Türkiye üzerinde oynanan oyunların II. Abdülhamit döneminde oynanmaya başladığını vurgulamak gerekir.

Türkiye’nin içinde bulunduğu milli, dini, ekonomik, kültürel, jeoplotik, jeo stratejik ve sosyo-ekonomik hinterlandını harekete geçirme gücü Batı, ABD ve onların taşeronlarını her zaman rahatsız etmiş ve Türkiye gibi ülkelerde sistemin, iktidarı kendi kontrol ve denetimlerinde olması için her türlü oyun ve tuzaklarını içte ve dışta hazır bulundurmuşlardır.

Türkiye üzerinde oynanmak istenen darbe terör ve ekonomik baskı unsuru gibi türlü oyunları anlamak için Türkiye’nin elinde bulundurduğu, önümüzdeki süreçte AB, ABD ve Batı’ya karşı tek alternatif olan kültürel askeri, güç olacağı aşikâr olma yolunda dev adımlar atan “Milli Bir Dev”in durdurulmasını anlamak gerekir.

Türkiye üzerinde gerçekleştirilen milli, dini, ekonomik ve askeri hayatı kontrol etmeyi amaçlayan darbelerin arkasında her zaman Batı ve ABD olmuştur.

***

Türkiye'de darbe denildiğinde Türk tarihinin ilk devirlerinden itibaren devam ede gelen bir süreçten bahsetmek mümkündür. Asya Hun Hükümdarı Mete Han(Oğuz Kağan)’ın Kurultayın kararıyla babasını öldürmesi, II. Mehmet’e karşı Yeniçerilerin Buçuk Tepe İsyanı, Şehzade Selim’in Trabzon’dan İstanbul’a gelerek babası II. Beyazıt’ı tahtan indirmesi… Tarihimizde görülen bazı darbe girişimleridir.

Ancak özellikle modern anlamda darbe geleneği; Türk-İslam dünyasını Batı'nın kuşatması, çevrelemesi anlamında 1909 tarihinden başlamak daha doğru bir tespit olacaktır!

13 Nisan1909 tarihinde 31 Mart Vaka’sı olarak tarihe geçen ve şüphe götürmeyecek şekilde II. Abdülhamit'i tahtan indirip Osmanlı’yı dize getirmeyi amaçlayan Batı ve onların yerli taşeronları tarafından gerçekleştirilen ilk modern darbe girişiminden bu yana asker,  ABD, Batı ve onların yerli işbirlikçileri tarafından gerçekleştirilen 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 darbeleri ve 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin karakterleri birbirine çok benzemektedir!

31 Mart Vaka’sıyla başlayan ve 15 Temmuz 2016 tarihine kadar devam eden Türkiye'deki başarılı olmuş ya da olmamış darbelerin hepsinde Batı, ABD, NATO ve yerli işbirlikçilerinin; ordu, medya, bazı sivil toplum örgütleri, ekonomi çevreleri, ideolojik, dini ve dini olmayan terör odaklarını desteklemeleri tesadüf sayılmamalıdır!

Türkiye’nin Türk-İslam dünyasındaki dini, siyasi, askeri ve milli güç algısının yanı sıra jeopolitik ve jeo stratejik önemine paralel olarak gerçekleştirilen darbeler ve darbe girişimleri 15 Temmuz 2016 tarihiyle sona erecektir diye düşünüyoruz.

Türkiye’nin bağımsız, milli iradeye dayanan dik duruşunun Türk-İslam dünyasında rol model olarak görülmesi Batı-ABD,  NATO, Siyonizm, Katolik Kilisesi ve Rusya’nın iç ve dış desteği ile palazlandırılan terörist faaliyetlerle engellenmek isteyecektir.

Türkiye’nin 15 Temmuz sonrası oluşan milli güç hiçbir darbe döneminde görülmemiş ve milletimiz devletine, iktidarına bu denli sahip çıkmamıştır. Bu anlamda yeni bir demokrasi sayfası açılmış ve yeniden “Tam Bağımsız Türkiye Tarihi” yazılma yolunda önemli adım atılmıştır.

 “Milletiyle devletinin bölünmez bir bütün olduğu” mesajı 15 Temmuz 2016 tarihinde darbeci ve onların destekçilerine karşı gür bir sesle dillendirilmiş; dillendirilmekle kalmamış Türkiye topraklarının geleceğini ancak milletin bağımsız iradesinin belirleyeceği mesajı tüm dünyaya tıpkı Malazgirt, Miryakefelon, İstanbul’un Fethi… Çanakkale, Milli Mücadele destanlarında olduğu gibi bir kez daha haykırılmıştır!

Türklerin devlet millet, millet devlet anlayışının en güzel ve son örneği 15 Temmuz 2016 akşamı gösterilmiş ve millet devletleşmiş, devlet millet haline gelmiştir!

Devletin milletin maddi-manevi ruhu haline geldiğini görmek herkese, her millete nasip olmaz! Türk tarihinin devlet millet geleneğinin son örneğinin sergilendiği 15 Temmuz 2016 Milli Duruşu,  Dünyaya örnek olacak denli devletin milletleştiği, milletin devletleştiği Milli Egemenlik direnci örneği başta Türkiye olmak üzere Türk-İslam dünyasına örneklik teşkil edecek tarihi bir milli duruş ve tavır olarak önümüzdeki dönemde daha çok dersler çıkarılacak milli ve  asil bir duruştur!

Türkiye’ye karşı NATO, ABD, FETÖ… bazı istihbarat örgütleriyle birlikte  askeri, adli, sivil bazı taşeronları tarafından tezgâhladığını düşündüğümüz 15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasından güçlenerek çıkıldığı aşikârdır.

Siyasi, askeri ve moral olarak güçlenerek çıkan ve yeniden millet olmanın ne anlama geldiğini kavrama ve milletleşmeyi içselleştirme yolunda çok önemli bir adım atan Türkiye’nin bundan sonra atacağı milli, askeri, teknolojik, ekonomik ulusal ve uluslararası adımlar çok yakından takip edilecek, engeller, tökezletme çabaları daha da yoğunlaşarak gibi görünmektedir!

15 Temmuz 2016 darbe girişimi bizce sadece FETÖ terör örgütüne mal edilemeyecek denli geniş boyutlu uluslararası denklemi olan Türkiye’yi milletiyle devletinin bütünlüğünü bozmayı amaçlayan, Türkiye’yi yeniden Batı, ABD, Siyonizm eksenli bir devlet haline getirmeyi amaçlayan; Türkiye üzerinde Sevr planını yeniden dayatma ameliyatını tasarlayan bir darbe girişimidir!

Türkiye’nin sınırlarında kan ve inanç bağıyla bağlı olduğu Irak, Suriye gibi Ortadoğu coğrafyasıyla, Kafkaslarda meydana gelen gelişmelerin asıl amacının Türkiye’yi dize getirmek olduğunu görmemek için aptal olmak gerekir!  Özellikle son dönemde yaşanan terör, Musul ve Halep katliamlarında temel hedefin Türkiye’nin sinir uçlarına dokunmak olduğunu, olası bir milli çözülmenin Türkiye’yi güçsüzleştireceği tezinden hareket edildiğini görmek gerekir.

Türkiye ne zaman kendi ayakları üzerinde doğrulmaya ve ne zaman komşusuna yardım elini uzatamaya kalksa içerde bir bombanın patlatıldığını dışarıda Türkiye’nin dini ve milli bağlarıyla kopmaz bağları olan insan ve şehirler üzerinde katliamların yapılmasını rastlantı olarak görmek aymazların ve yerli işbirlikçilerin işidir ancak!

Türkiye’ye karşı girişilen darbe girişiminin arkasında FETÖ, PKK, CIA, MOSSAD,  Almanya, İngiltere, ABD, YPG, NATO… Bağlantılarının ortaya çıkmasıyla Türkiye’nin Batıya her açıdan bağımlı hale getirilmek istendiği zaman içinde daha iyi anlaşılacaktır. Darbelerin gerçek nedeni ve amaçlarının anlaşılması oranında millet kenetlenecek ve bin yıllık kardeşlik bilinci geleceğin güçlü Türkiye’sinin güvencesi olacaktır. naci@tarihistan.org

 

 

 

 

 

Naci YENGİN Kimdir?

Liseyi Manisa Teknik Lisesinde, üniversiteyi İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde tamamladı. Edebiyat, siyasi tarih, dış politika ve “Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyet dış Politikası” alanında çalışmalar yaptı. Türkistan, strateji, edebiyat ve diplomasi alanlarında çalışmaları yayımladı. www.tarihistan.org sitesini kurdu. Yeni Şafak Gaz., Akit Gaz., Yeni Düşünce Gaz. Haftalık Yörünge Dergisinde gazetecilik yaptı.

 Halen bazı gazete, dergi ve web sitelerinde yazılar yazıp Manisa Medya TV, ETV gibi kanallarda programlarına devam etmektedir.

Tarihçi Sevim Hanımla evli olan yazar, Ayşenur, Zehra ve Oğuz Kağan’ın babasıdır.

Yayımlanmış bazı kitapları şunlardır:

1-“Eylem Günlüğü”,

2-“Satır Arası Aşk”,

3-“Postal Ülkesinde Aşk”,

4-“Gece Yürüyüşü”, 

5-“Sınav Kazanma Kılavuzu”,

6-“Türkiye’de Ulus Devletin Dinamikleri”,

7-“Buhara Emirliği Türkistan ve Enver Paşa”,

8-“Şehzade Şehir”, Manisa

9-“Aşk’ın Ben’i”,

10- “Tarih Soru Bankası”

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Manisalı genç işadamları Ukrayna ile ticari bağ kuruyor
Manisalı genç işadamları Ukrayna ile ticari bağ kuruyor
Manisa’da Gediz Havzası ele alındı
Manisa’da Gediz Havzası ele alındı