Enver Paşa ve Türkistan
Naci Yengin

Enver Paşa ve Türkistan

Reklam

"Türkistan kalbimde bir yara
İçimde kaynayan bir volkandır
Şahdamarımız gibi bir volkan!
Anamın dilinde ninni, atamda kopuz
Enver Paşanın uçmaya vardığı Arş-ı Ala…
Türkistan Türkiye

Kerkük, Kırım, Kazan, Bosna, Musul... 
Yârimiz, aşımız, aşkımız...
Türkistan sıla, Ata vatan!"/Naci YENGİN 

Ziya Gökalp'in ifadesiyle vatan “Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan
Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan”dır.
***
Enver Paşa hakkında bilmediğimiz gerçekler bildiğimiz yanlışlardan daha fazla!

Hayata, gerçeklere dair ne kadar çok bilmediklerimiz var!
1955 yılında Cemal Kutay’ın yazdığı “Enver Paşa Lenin’e Karşı”[1] kitabını yeniden okudum.

Enver Paşa’nın Türkistan mücadelesinden kesitler sunan kitap 1920-1922 yıllarının şartları içinde Enver Paşa’yı serinkanlı bir şekilde gerçeğe yakın bilgilerle anlatması bakımından önemlidir.

Enver Paşa hakkında yapılmış önemli çalışmalar var kuşkusuz. Ancak henüz Cumhuriyetin ilk yıllarında geliştirilen resmi söylemin Enver Paşa’ya karşı ortaya koyduğu olumsuz yargılardan kırılabilmiş değiliz! Üstelik Cumhuriyetin İttihat Terakki ile başlayan ve Cumhuriyeti yöneten seçkinci kadrosu tarafından oluşturulan Enver Paşa, hatta çoğu zaman Osmanlı’ya karşı geliştirilen olumsuz tabloyu değiştirmek bir hayli güç. Ancak son dönemde yapılan araştırmalar dikkate alındığında resmi tezlerin bir şekilde yerli yerine oturmaya başladığını söylemek mümkün. Ancak tek parti dönemi söylem ve ideoloji gözlüğünü bir türlü atamayan çevrelerin gerek Enver Paşa gerekse son dönem Osmanlısına bakışlarını değiştirmek, gerçeklerle yüzleşmelerini sağlamak çok daha zor!

Enver Paşa ile II. Abdülhamit karşıtlığı konusunda hem fikir olan Cumhuriyetin kurucu elit kadronun Enver Paşa’ya karşı geliştirmiş olduğu argümanların arkasında sadece Mustafa Kemal Paşa ile aralarında rekabetin olduğundan bahsetmek yetersiz ve sığ bir görüştür.

Enver Paşa hakkında Cumhuriyetin ilk yıllarında olumlu şeyler söylemek çok zordu. Hele hele Osmanlının II. Meşrutiyetten I. Dünya Savaşının sonuna kadar Enver Paşanın etkili olduğu yıllar içersinde Enver Paşa’nın genellikle eleştirildiği malumumuzdur. I. Dünya savaşına girişimiz, Almanlarla ittifak, Kafkas cephesi, Sarıkamış faciası, Ermeni tehciri… pek çok konu Enver Paşa’ya mal edilir ve sorumluluk Enver Paşa’ya yüklenerek Cumhuriyetin ilk yıllarında Enver Paşa ile vatan için mücadele verenlerin hiçbir sorumluluğu yokmuşçasına bir tarih anlayışı geliştirilir olmuştur!

Enver Paşa için Cumhuriyetin ilk yıllarında resmi söylem iç politikada ne kadar olumsuz bakıyorsa da Enver Paşa’nın Türkistan Milli Mücadele Hareketine karşı göstermiş olduğu duyarlılık ve hayatını ortaya koyduğu kutsal mücadeleye olan bakışı daha saygılı, daha ölçülü ve biraz da övgü doludur. Her ne kadar Enver Paşa şehit oluncaya kadar Türkiye’nin Milli Mücadelesinden uzak tutulmak istendiyse de şahadetinden sonra Enver Paşa’ya karşı bakış değişmiştir. Bu değişimde Türk dünyasının Enver Paşa’ya olan saygı, sevgi ve hayranlığının da büyük etkisi olduğunu söylemek mümkündür.

Enver Paşa’nın Türkistan mücadelesi ile ilgili Cumhuriyetin ilk çeyreğinde çok fazla kitap bulunmaz. Bunda Türkiye’nin Sovyetler Birliği ile olan münasebetlerinin de etkisi büyüktür. Ancak her şeye karşın Sovyet zulmünden kaçan Türkistanlı yazar ve devlet adamlarını kapılarını açan Türkiye en azından Atatürk döneminde bu âlicenaplığı göstermiştir. “Bunlardan,  Kazan Türklerinden Prof.  Dr. Sadri Maksudi Arsal,  Prof. Dr. Yusuf Akçura, Başkurt Türklerinden Prof. Dr. Zeki Velidi Togan,  Prof. Dr. Abdülkadir İnan,  Kırım’dan Cafer Seydahmet Kırımer ve Azerbaycan Türklerinden Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu,  Ahmet Ağaoğlu, Mehmet Emin Resulzade, Mirza Bala Mehmetzade ve daha pek çokları Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş kadroları içinde yer almıştır.”[2]

Cemal Kutay’ın o yıllarda kaleme aldığı kitap her ne kadar Abdullah Recep Baysun’un[3] kitabıyla paralellikler arz etse de Enver Paşa’nın Türkistan mücadelesini bütün açıklığı ile anlatması açısından önem taşıyor. Ancak belirtmeden geçemeyeceğimiz en bariz hatalardan birisi Buhara Emir’i Âlim Han ve Lakay Aşireti lideri İbrahim Lakay hakkındaki görüşlerinin gerçeklerle bağdaşmadığıdır. Gerek Buhara Emir’i Âlim Han ve İbrahim Lakay Enver Paşa’yı tanıdıktan sonra ölümüne kadar ona bağlı ve sadık kalmışlardır.[4]

Enver Paşa 4 Ağustos 1922 tarihinde Rusların karargâhına yaptıkları bir baskın sonucu Pamir Dağları’nın eteğinde Belcivan kasabası Abıderya Köyü yakınlarında şehit olmuş ve vasiyeti üzerine Çegan Tepesi’ne defnedilmiştir.

Ancak Türkistan Türklerinin karşı çıkmalarına rağmen Enver Paşa’nın naaşı 3 Ağustos 1996 tarihinde Tacikistan’dan Türkiye’ye getirilerek Atatürk’la aynı vatanı coğrafyayı başlamışlardır.[5] 

 

[1] Cemal Kutay, Enver Paşa Lenin’e Karşı, Ekicigil Tarih Yayınları:3, İstanbul 1955

 

[2] Mehmet Saray, Atatürk ve Türk Dünyası, İst. 1988,  Ercan Çelebi, “Atatürk ve Türk Dünyası”, Ocak 2010 Cilt:18 No:1 Kastamonu Eğitim Dergisi 199-208,  Ali Külebi, Atatürk’ün Türk Birliği Ülküsü,Tusam Ulusal Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi,http://www.yenidenergenekon.com/95-Ataturkun-Turk-Birligi-Ulkusu/ 09. 04. 2017 kaydı

[3] Abdullah Recep Baysun, Türkistan Milli Hareketleri, İstanbul, 1943

[4] Naci Yengin, Atayurt’tan Anadolu’ya Buhara Emirliği, Türkistan ve Enver Paşa, İst. 2010

[5] Fahri Türk, “Enver Paşa’nın Naaşının Tacikistan’dan Türkiye’ye Getirilişinin Türk Basınında Yansımaları”, Akademik Bakış, Cilt 9, Sayı: 17, Kış 2015

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tarihi yapılar Kula'da yeniden can buluyor
Tarihi yapılar Kula'da yeniden can buluyor
CHP’nin Salihli adayını sandık belirleyecek
CHP’nin Salihli adayını sandık belirleyecek