Masal Anlatıcınızı Kaybetmeyin!
Opr. Dr. Muzaffer Yurttaş

Masal Anlatıcınızı Kaybetmeyin!

Reklam

Asırlardır bu topraklarda çocuklar büyüklerinden dinledikleri masallarla büyüdüler. Şimdi anne ve babalar çok meşgul ve yorgun, büyükanne ve büyükbabalar çocuklarla aynı ortamda yaşamıyor, televizyon ile bilgisayar herkesi esir etmiş. İşte tüm bu sebeplerden dolayı çocuklar masal anlatıcılarından mahrum kaldılar. Gün geçtikçe otistik çocukların sayısı artıyor. “Hiperaktif çocuk” tanısı alan pek çok hasta ilaç tedavisi ile uyuşturulmaya çalışılıyor.

Elinizde çocuklarınızın sakince oturup dinlemelerini sağlayacak, aynı zamanda hayal gücünü geliştirecek, kelime dağarcığını arttıracak ve tüm bunlarında ötesinde empati kurma becerilerini geliştirip, özgüvenini arttırarak, geleceğe daha güvenli ve korkusuzca bakmasını sağlayacak büyülü bir değnek olduğunu hayal edin. Çocuk beyni için oldukça faydalı olan ve hiçbir ücret ödemeden edinebileceğiniz bu değnek aslında zaten mevcut. Bu büyülü değneği kullandığınızda kazanacağınız çok şey olacaktır. Bedelini hiçbir şeyle ödeyemeyeceğimiz bu büyülü değnek, çocuklarımıza anlattığımız veya okuduğumuz masallardır.

Masal saatleri öğrenmenin en üst seviyeye ulaştığı en etkili saatlerdir. Masallar içimizdeki “imkansızları” kaldırır, duvarlarımıza yeni pencereler açar! Toplum olarak ailecek bir araya gelmeye, sohbet etmeye, masal dinlemeye, hikaye anlatmaya ihtiyacımız var. Aslında belki de hayatımızda yapacağımız en güzel şey, yaşanmış güzel hikayeler biriktirmek, onları yazmak ve birileri ile paylaşmaktır. Televizyonlarda her gün gördüğümüz şiddet sahneleri, gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinden bunalan insanımızın iyilik hikayelerine ihtiyacı var. Çünkü dünyanın duyduğu hikayeler değişirse dünya da değişir.

Çocukları heyecanlandıran ve korkutan masal öğeleri, ancak masal mutlu sonla bittiği sürece uygundur. Ayrıca masalın nasıl anlatıldığı veya okunduğu da çok önemlidir. Çocuk masalı anlatan veya okuyan yetişkinin de masaldan etkilendiğini, heyecanlandığını, üzüldüğünü veya şaşırdığını görmek ister. Bu duygusal kıvılcımlar çocuğa ancak; yetişkin masalı yaşayarak ve çocuğun gözlerinin içine bakarak anlattığı zaman geçebilir. Çocuk ile yetişkin arasındaki bu yakın temas ve çocuğun masalın duygu dünyasına girmesini sağlamak, yetişkinin masalı okuması ile değil anlatması ile elde edilir. Ses kayıt cihazları veya videolar, bu duygusal yakınlığın oluşmasına izin vermez, çünkü bu araçlar çocuğun masalı dinlerken verdiği tepkilere karşılık veremezler. Çocukları yaşadıkları duygularla yalnız bırakırlar. Buradan bakıldığında, aslında sihirli değnek masallar değildir. Yetişkinin masalı kendisi yaşıyormuşçasına anlatmasıdır. Bu şekilde çocuğun masalın duygu dünyasına girmesini ve masalın karakterleri ile kurduğu duygusal ilişkinin onu sürüklemesine izin vermesini sağlayacaktır.

Masallar yalnızca hikayeleri değil, kendilerine ait imajları, yetişkinlerin içlerinde büyüdüğü aile, sülale ve toplumun inanç değerlerini, saklı mesajlarını, sonunda da belli bir kültürün kodlarını, o kültürün içinde yaşayan çocuğa aktarırlar. Bir toplulukta oluşturulmuş ve topluluk içinde yayılan bilginin sunulduğu, güvenli ve tanıdık bir platform sunarlar. Buradan bakıldığında masallar kültürel kimliklerin oluşmasına katkı verirler.

Yetişkinlerin masal dinlemesi hayli önemli. Çünkü ilim hayretle başlar. Resulullah Efendimiz (SAV) bir hadisinde 'Allah'ım benim hayretimi arttır' diyor. Çocuklar hep bir hayret makamında. Sürekli sorular sorup, hayret ediyorlar. Ama bizler yetişkin olarak hiçbir şeye hayret etmiyoruz. “Nasılsa bir bilimsel açıklaması vardır” diye düşünüyoruz. Bu yüzden yetişkinlerin hayrete düşmesi lazım. Bunu da masallarla yapabiliriz.

Masallarda büyük bir iyileştirme potansiyeli var. Şehir hayatından çok sıkılmış durumdayız ve teknoloji bizi rahatlatmıyor. Masal dinlemek bizi çocukluğumuza götürüyor, hayal ettiriyor. Hepimiz çocuk olduk ve her insanın içinde mutlaka bir çocuk yaşıyor. Bu yüzden hepimizin sonsuz çocuk olma hakkı var. Biz yetişkinler hayret etmeden önce soruyu doğru sormamız gerekir. Yani” taş konuşabilir mi diye değil de biz onu duyabilir miyiz?” İnsanı ve alemi katı bir nedensellik içine hapsetmemeliyiz. Bu açıdan masalların yetişkinler için de önemli olduğu aşikar.

Anadolu’nun türkülerini derlediğimiz gibi masallarını da derlemeliyiz. Başta Anadolu olmak üzere Balkanlar ve Kafkasları gezip yerli anlatıcılardan, aşıklardan yeni masallar dinlemeli ve bir masal külliyatı oluşturmalıyız. Masal anlatıcılarının sayılarını artırmalıyız. Onlar da anne ve babalara masal anlatma eğitimi vermeliler.

İnsanın içinde iki kişilik vardır hep. Biri, olduğu kişilik. Öteki ise olmak istediği kişilik. Yani hayal ettiği. Bu hayal ettiği kişilik çok şey ister, olmayacak şeyler ister. Asıl kişiliği ise karşı koyar. Olmaz öyle saçmalık der. Bu iki kişilik çatışma halindedir. Biri ileri adım atmamak için direnir, öteki daha çok düşler alemine gider, istekleri daha da çoğalır. İşte o esnada ego ya da ben dediğimiz üçüncü kişilik ortaya çıkar, ikinci kişiliğe: 'Sen çok şey istiyorsun, hayalcisin' der. Birinci kişiliğe döner: 'Eee, sen de biraz kıpırda be kardeşim, o isteklerin hiç olmazsa bir bölümüne evet de!' der ve dengeyi sağlar. Eğer kişinin içinde hayalperest ikinci bir kişilik yoksa, merak, öğrenme, gelişme durur. O hayalci kişilik gereklidir.

Masallar çocuklara, en sıkıntılı zamanlarda, karamsar bir haldeyken bile hiç olmayacak şeyleri başarabileceğini fısıldar. Çocukların içindeki kahramanı ortaya çıkarır. Hayal kurmak sadece eğlendirmez. Fantastik öğeler çocukların hayal dünyasını zenginleştirir ve onları hayata hazırlar.

Masal Anlatıcısı Judith Liberman: "Hayal Bizi Özgürleştiriyor. Hayal, hikaye, rüyalar, bizi çok etkiliyor ve var olma mekanizmamızın içinde çok önemli bir rol oynuyor, ama onları yok sayıyoruz. Hayal gücü de, anda kalmak da gerçek bir yetenek ve etkin bir yöntem. Planlama, kontrol eden zihin bizi boğuyor. Peki biz, burada olmayan, ama burada olmasını istediğimiz şeyi hayal ederek dünyayı değiştirmeyi düşünsek?” diye soruyor.

J. Liberman “Masal simgesel bir yolculuktur. Çocuklar bu simgeselliğe çok açıklar. Onlar için seçerken masalın iyi bitmesine dikkat ederim. Masallar diyor ki, “hayatta başına bir çok şey gelebilir. Ama güçlüsün, akıllısın, dirençlisin, dönüş yolunu bulursun, cadıyı fırına atarsın, kurdun içinden kendi makasınla çıkarsın. Çözümü bulursun, cesaretli ol, yürü. Bu, hayatla dans edebilecek çocukları yetiştirmeye yardım eden bir şey” diyerek masal anlatmanın ve dinlemenin önemini en güzel şekilde izah ediyor.

Kısacası çocukların sadece anne babaya değil büyükanne ve büyükbabaya da ihtiyaçları var. Telefon, tablet ve televizyondan başımızı kaldırıp ailecek sohbet etmeye, oyun oynamaya muhtacız. İyilik hikayeleri yayıldıkça ve rol model insanların sayısı çoğaldıkça toplumsal huzurun da yeniden geleceğine inanıyoruz. “Bir varmış bir yokmuş”la başlayan güzel yaşanmış hayat hikayelerini okumaya ve dinlemeye ne dersiniz?

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Gram altın rekora gidiyor
Gram altın rekora gidiyor
Almanya'dan Türk turizmine yeşil ışık
Almanya'dan Türk turizmine yeşil ışık