Yedi başlı ejderha
Erdal ÇİL

Yedi başlı ejderha

Reklam

Seçimler bitti ve yeni şeyler söyleyenler, vaat edenler kazandı.

Eskilerle oyalananlar, çöplük karıştıranlar, eskiyi vadedenler kaybetti.

Kaybedenler sadece siyasi partilerle de sınırlı değil!

Eskiden medet uman, eskiden rant devşiren, eskiye yapışmış ve yeni gelmesin diye eskiyi dört elle koruyup kollamaya çalışanlar da kaybetti.

Yeni kabine ile birlikte yeni bir enerji geldi ve iktidar sanki 16 yılın yorgunluğunu bir anda unutturuverdi.

Hepsi genç, enerjik; yaş ortalaması ellinin altında bir kabine.

Türkiye’nin sayılı üniversitelerinden mezun, yedisi ise işletme alanında hem mektepli hem alaylı sayılabilecek bir kariyere sahip, vizyoner bir bakanlar kurulu.

Allah, hayırlı işler yapmalarını nasip etsin!

Reis’in ifadesiyle artık vakit; iş vakti!

Nitekim iş başladı ve henüz ilk haftada peşpeşe yeni düzenlemelerle yepyeni bir geleceğin şifrelerini önümüze sermeye başladı.

Belli ki çok konuşulmuş, çok düşünülmüş ve çokça emek verilmişti yeni kararnameler üzerine. Eskinin aksayan, enerji kaybettiren, bürokratik uygulamalarının yerine daha pratik çözümler ortaya konulmuştu.

Birçok kurumun teşkilat yasalarında köklü değişiklikler yapılmıştı. En başta da Silahlı Kuvvetler ve sivil kurumlar içerisinde en köklü bürokratik geleneğin sahibi maliye teşkilatındaki değişiklikler anlamlı ve ince de mesajlar içermekteydi.

Artık hâkimiyet, daha kuvvetli bir şekilde milletin ve meclisinin!

Sen adına demokrasi de, sonra da seçilmişi, milletin teveccüh edip iktidara taşıdığı güçleri maniple ederek bir avuç elit, kaşar bürokratın eline teslim et!

16 yıldır iktidarlarında yurtta bütün ezberleri bozduran, dünyada ise şimdiye kadar hiçbir iktidarın yapmaya cesaret edemediği hamleleri, hem de bütün baskı ve usta hain planlarına rağmen yap ama yine de bu bürokratik yapıya gel teslim ol!

Usta gazeteci Ardan Zentürk 10 Mayıs 2018 tarihli köşesinde: “Sayın Erdoğan, Bu Bürokrasi Sizi Yer” diyerek endişelerini taşımıştı köşesine. Ekonomi Bürokrasisini de en başta tutmuştu. Seçim öncesi bu bürokrasiyi; bürokrasiye sinmiş, bürokrasiden beslenen FETÖ gibi çetelere karşı mücadele yapacağını, onlardan en çok mağdur olan bu iktidar ifade etmişti.

Yağcılıkta, riyakarlıkta artık o kadar hız yapıyorlardı ki sanıyorum iktidara destek veren perifer kadar iktidarın en tepesindekiler bile bu kadarını beklemiyorlardı. Hele de 15 Temmuz olup iktidar OHAL yetkisini de alınca sanki adaletin, iktidarın, bu ihanet şebekesinden çekenlerin, mazlumların, kimsesizlerin eli rahatlayacağına yine bunlar sahnelerdeki yerlerini aldılar. İdari rakip gördükleri hasımlarını gözünü kırpmadan FETÖCÜ diye damgalayan il müdürlerini mi ararsın, kendi intisaplığını, ilişiğini saklamak istercesine en yakın mesai arkadaşlarını dahi gözaltılara aldıran rektörleri mi ararsın, yoksa gammazlama yarışına giren kurum yöneticilerini mi ararsın ortalığı adeta bir yangın yerine dönüştüren hep bunlar oldu.

OHAL yetkisi iktidarın elini güçlendirsin diye çıkarılırdı ve neticede de öyle olmuştu. İktidarda halkın reyini, teveccühünü alanlar yoktu ki! Bilakis halkın reyini alıp sandıktan çıkanlar yine dönemin aslında en büyük mağdurları olmuştu. Hâkimiyet yine kayıtsız şartsız hangi hükümet gelirse gelsin bu bürokratik çetelerin; bürokrasiye, devlete egemen olan bu güçlerin oluyordu.

Adeta bir yedi başlı ejderha filmiydi yıllardır izlediğimiz.

Seçim kampanyaları sırasında bu bürokratik çetelerle mücadele edeceğini en açık ve kararlı şekilde ifade eden de bu yüzden yıllardır sandıktan çıkmalarına rağmen bir türlü iktidarlarına fırsat bırakılmayan bu hükümet oldu. Dolayısıyla da artık yolun sonu görülmüştü ve millet, kendi egemenliğine, üstelik devlet ve din gibi kutsallarını da kullanarak iradesine ipotek koyup bu vesayetten kurtulma adına artık son sözünü söylemişti.

Yeni sistemin kararnamelerini ümitle ve sevinçle izliyoruz. Ancak eldeki insan kaynağının da ne kadar bu beklentileri karşılayacağına dair de ciddi endişeler taşımaktayız. Önüne konulan model ne kadar ileri ve modern olursa olsun neticede kullanacak ve hayata geçirecek olan insandır. Sürekli dış ve iç baskılarla uğraşmak zorunda bırakılan iktidarın nitelikli insan kazanma konusunda bir adım dahi atamamış olması ve belki de bu yüzden en tepe atamalarda yıpranma riskini göze alıp yakın akrabaları oyuna dâhil etmesi, bence şu aşamada eleştirilecek bir sorun olarak görülmemelidir diye düşünüyorum.

Yönetici atamalarında tabiri caizse her yol denenmiş fakat istismarın önüne bir türlü geçilememiştir. Atatürk’ün Atatürkçülerden çektiği kadar, dinin dincilerden çektiği kadar Sayın Erdoğan’ın da Erdoğancılardan çekmediği kalmamış ve fani ömrünün büyük bölümü neredeyse hep ihanete ve aldatılmışlığa heder olup gitmekteyken, bürokratının ihanetine milletinin feraseti galip gelmiştir 24 Haziran’da.

Her yeni atamanın yeni fiyaskolara dönüşmesinin önüne geçilmesinin tek yolu kalmıştı ve şimdi vakit o vakittir!

Ülkem ve yıllarımı verdiğim kamu adına ileride daha da güzel şeyler, güzel işler yazabilmenin ümidiyle

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Edis:
Edis: "Harbiye'yi sallayacağız"
Manisa'da afişli Kurban bilgilendirmesi
Manisa'da afişli Kurban bilgilendirmesi