24 Haziran kritiği ve halkın beklentileri
Hakan Özen

24 Haziran kritiği ve halkın beklentileri

Reklam

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Türkiye'de yeni bir dönemin ilk kabinesi açıklandı. Kabinede görev alacak olan Bakanlar arasında aslen Manisalı 3 Bakan var. Bu isimler; Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan oldu. Sayın Erdoğan Bakan Yardımcılarının ve özel bürolarda görev alacak olan diğer bürokratların da isimlerinin de çok yakında açıklanacağını kaydetti. Öncelikle Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'a, muhtemel Meclis Başkanı Binali Yıldırım'a, kabinede görev yapacak olan Bakanlara, Milletvekillerine ve tüm bürokratlara görevlerinde başarılar diliyor, yeni sistemin Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve milletine hayırlı olmasını diliyorum.

Yeni dönemin Türkiye'ye ne getirip ne götüreceğinden önce Türkiye içinde bulunduğumuz Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine ne kadar hazırlıklı girdi ve bu sistemin kilit noktasını oluşturacak olan Milletvekilleri liyakat ve ehliyet açısından ne gibi bir artı değer katacak bunu sorgulamamız gerekiyor. Çünkü 27. Dönemde görev alan Milletvekillerini parti ayrımı yapmaksızın değerlendirdirdiğimizde liyakat ve ehliyet sahibi olan Milletvekillerinin yanısıra hiçbir seçim çalışmasına katılmamış hasbelkader Milletvekili sıralamasında adı yazılmış ve hiç beklemediği bir zamanda kendini Meclis'te Milletvekili olarak bulmuş isimlerde var...

Seçimler bitip kabine oluştuğuna göre iktidar partisi pozisyonunda olan AK Parti'nin de kendisini sorgulaması ve yaşadığımız bölge başta Manisa ile Ege bölgesi olmak üzere Türkiye ortalamasında yaşamış olduğu oy kaybının nedenlerini araştırması ve sorgulaması gerekiyor. Zira MHP Genel Bahçeli ile partisi MHP'nin dinomo görevi görmesiyle 24 Haziran seçimlerinde Erdoğan Cumhurbaşkanlığına, AK Parti iktidara taşındı. Şayet MHP'nin parti ve seçmen desteği olmasa Cumhurbaşkanı Erdoğan yüzde 42'de kalıyordu. Ege Bölgesini genel olarak baz aldığımızda ise Cumhur İttifakı'nın yüzde 44.3 ile 3 Milyon 114 Bin 643 oy, Millet İttifakının yüzde 47.2 ile 3 Milyon 317 Bin 130 oy, İttifak dışındaki diğer partilerin toplamının ise yüzde 8.5 ile 599 Bin 810 oy aldığını görüyoruz. Yine bu alınan oylarla Ege bölgesinde AK Parti; %35.5 ile 31 Milletvekili CHP; %33.4 ile 30 Milletvekili İYİ Parti; % 12,9 ile 7 Milletvekili, MHP; % 8,8 ile 5 Milletvekili HDP ise % 8 ile 2 Milletvekili çıkarmış.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bu oy kaybını ve seçmenin vermek istediği mesajı çok net bir şekilde görmüş olacak ki seçimin ardından tüm İl Başkanlarını Ankara'ya davet ederek toplantı gerçekleştirdi. İl Başkanlarına yönelik yaptığı konuşmasında Erdoğan, “"Bizi yücelten tevazumuz olmuştur. Eğer biz bu tevazuyu kaybettiysek işte bu açık net, puan kaybına da neden olmuştur. En güçlü olduğumuz yerlerde eğer ciddi bir puan kaybı olmuşsa bunu kendi nefsimize soracağız. “Biz hatayı nerede yaptık? Yanlışımız nerede” Çok iyi hizmetler yapmış olabilir, bu hizmetler gerektir. Ama yeterli değildir. Yeterli olan o gönüllere girmektir. Gönüllere girersek bu işi başarmış oluruz. Vatandaşına tepeden bakıyorsak, onlara yeri geldiği zaman. Kusura bakmayın bu millet şamar oğlanı değil. Bir oy verir, iki oy verir sonra kenara koyar" ifadelerini kullandı.

Örnek olarak yaşadığım il olan Manisa'yı şöyle bir değerlendirdiğimizde; AK Parti'nin 1 Kasım seçimlerinde çıkardığı 5 Milletvekili sayısını 24 Haziran 2018 seçimlerinde koruduğunu görüyoruz. İyi güzel Milletvekili sayısının korunması başarı olarak görülebilir peki; o tarihten bu yana CHP'nin kendi iç çekişmesi ve parti içerisinde yaşanan çeşitli sorunlarına rağmen, İYİ Parti'nin ise henüz kurulalı 7 ay olmuş ve temeli tam oturmamasına rağmen bunun üstüne üstlük Büyük Birlik Partisinin seçimlere katılmayıp AK Parti'ye tam destek vermesine rağmen yüzde 4'e tekabul eden ve YSK'nın verilerine göre yaklaşık 30 Bin olan oy kaybı nasıl açıklanacak? Evet seçimden birinci parti olarak çıkmak bir başarıdır kutlamak lazım ama bunu büyük bir başarı olarak gösterip diğer taraftan yaşanan oy kaybını görmezlikten gelmek ise ilerde çok daha büyük oy kayıplarının önünü açmak ve tedbir almamaya yol açar. İster yurt içi oyları başlıbaşına değerlendirin ister yurtdışı oyları değerlendirin çalışmalarını yakından takip ettiğim kişiliği ve çalışkanlığıyla takdirimi kazanmış nadir siyasetçilerden biri olan AK Parti Manisa İl Başkanı Berk Mersinli ve ekibi başta olmak üzere Milletvekillerinden mahalle temsilcilerine kadar herkes bu gerçeği görüp ilerde oluşabilecek zorluk ya da başarısızlığın önüne geçmelidirler.

Seçmen 2002 yılından bu yana AK Parti'yi çizgisi, duruşu ve içimizden birileri görüntüsüyle kabullenmiş ve 16 yıldır da iktidara taşımıştır. Bu başarının mimarı ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dır ancak yazımda bahsetmeden geçemeyeceğim şayet AK Parti'nin özellikle 2011 yılından bugüne kadar yansıyan Manisa'da bir başarısı varsa bunun da kurmayı 27. Dönemde Milletvekili olamamasına rağmen adını gündemde tutmayı başaran, çalışkanlığı, mütevaziliği, gençliğe ve kültüre verdiği önem, parti içi disiplini, sözünü esirgemeyen dik duruşu, dava ve halk adamlığıyla tanınan AK Parti 24.25.26 Dönem Selçuk Özdağ'ın büyük payı vardır. Manisalılar parti ayrımı yapmaksızın gecenin 2'sinde dahi rahatlıkla Selçuk Özdağ'a ulaşabilmişlerse bu AK Parti'ye 24 Haziran seçimlerinde listede olmamasına rağmen oy olarak geri dönmüştür. Örneğin Manisa'da irtibat bürosu olan (Bu Büro şu an Milletvekili olmamasına rağmen hala açık) tek Milletvekili olmasının yanısıra Manisa ile Ankara'daki ekibiyle birlikte her gün en az 200 ile 300 telefona cevap verdiğini o an şayet gelen telefonu Danışmanlarından biri açmış ise Selçuk Özdağ'ın o telefonlara mutlaka döndüğünü, İnsanların aş, iş, hastalık, nakil, tedavi ve diğer talepleriyle sorunlarında daima yanlarında bulduklarını net bir şekilde sizlere belirtmekte yarar var diye düşünüyorum. 24 Haziran seçimlerinin üzerinden çok kısa geçmesine rağmen karşılaşmış olduğum kişiler adeta bir dert yoldaşlarını, bir dava adamını, onlarını sorunlarını çözüme kavuşturmak için canla başla çalışan ve mücadele eden Selçuk Özdağ'ın yokluğunda hangi Milletvekilini ararız kaygısına düşmüşlerse bu ilerde çok daha vahim bir durumu da ortaya çıkartacak demektir.

Ben bu yazımda sizlere şu şu seçim sonuçları diyerek bazı şeyleri kanıtlama ve yol gösterme derdine düşmeyeceğim merak edenler bakabilir ve benim ne anlatmak istediğimi net bir şekilde anlarlar ama özellikle halkın beklentilerine ve taleplerine göz attığımızda özellikle adalet, OHAL'in kaldırılması ve ekonomik kalkınmanın ön plana çıkacağı bir süreç izlenmesi gerektiğini görüyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın meclis ile iş birliği içinde hareket edeceğini belirtmesi ve yeni dönemde Türkiye'yi, dünyanın en büyük 10 ekonomiden biri haline geleceğini vurgulaması olumlu bir gelişme.

Her seçim gibi 24 Haziran da milletin takdirlerini, taleplerini, uyarılarını önümüze koydu. Her partinin, her kesimin, her yetkilinin bu uyarıları iyi okuması gerekiyor. Seçim sonuçlarına 'kazandık veya kaybettik' diye değil, 'Halkımız bize ne anlattı?' diye bakması gerekiyor. Bu yaklaşımı tüm ülke olarak en kısa sürede gündemimize almamız ve hep birlikte geliştirmemiz ülkemizin geleceğini yakından ilgilendiren bir diğer konu. 24 Haziran seçimleri geride kaldığına ve yeni kabinenin oluştuğuna göre bugün artık yapılması gereken Türkiye’nin büyük hedefleri için hep birlikte büyük adımlar atılmasının önünü açmaktır. Cumhuriyetin 100'üncü yılında Türkiye’nin gerçekten dünyada hak ettiği yeri alabilmesini sağlamak demokratik standartlarımızı yükseltmekten, ekonomide büyük reformlara girişmeye kadar devasa adımları bir duygudaşlık tesis ederek birlikte atmaktan geçiyor. Seçim sonuçlarından iktidarın ve muhalefetin gerekli dersleri çıkarması gerekiyor. Yeni bir hükümet ve çoğunluğu değişen yeni bir TBMM seçilmiş, Türkiye'de yeni bir dönem başlamıştır. Bu dönemde, iktidar ve muhalefet partileri, ekonomik, sosyal ve dış politikaları meselelerini sağduyulu bir şekilde ortak payda altında buluşarak yürütmelidirler. Halkın ortak mesajı, istikrar ve güven ortamının devamı, halka dönük hizmetlerin artırılarak sürdürülmesi, ekonomik politikaları, demokratikleşme ve özgürlükleri genişletme, güvenlik ve dış politika meselelerinin ortak zeminde buluşarak yürütülmesidir.

Bir gerçek var ki 24 Haziran'da gerçekleştirilen seçimlere hazırlıksız girildi ve OHAL ortamında bir seçim dönemi yaşandı. Cumhurbaşkanı adaylarının büyük bir kısmının kendini yeterince ifade edemediği ise bir başka gerçek. Her seçimin sonucunu halk iradesi belirler. Hangi partiye ya da Cumhurbaşkanı Adayı'na oy verilmiş olursa olsun şu bir gerçek ki herkesin kafasında soru işaretleri ve kuşkular vardı. Ama kesin olan şu ki; halkın yarısı çok mutlu, yarısı çok mutsuz. Seçimi kim kazansa ekonomiyle ilgili sorunlar ön planda. Yeni reformlara acil olarak ihtiyaç var. OHAL'in hemen kalkması, ekonominin bir an önce rayına girmesi ve eğitime öncelik verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

24 Haziran seçim sonuçları aynı zamanda Meclis dağılımında AK Parti’nin ancak MHP ile beraber çoğunluğu elde edebilmesinin uzun zamandır mecliste görülmeyen bir koalisyonu Türkiye’nin gündemine taşıdı. Uzun yıllardır tek başına iktidar olan AK Parti’nin MHP ile nasıl bir uyum sağlayacağını hep beraber yaşayarak öğreneceğiz. Seçimlerin sonuçlanması ile ülke gündeminin siyasetten hızlıca ekonomiye dönmesi ve acil şekilde yapısal reformlara başlanması da gerekmekte. Türk Lirası’nın değer kaybı, yükselen enflasyon ve özellikle uluslararası piyasalarda Türkiye ekonomisinin güven vermemesi en temel sorunlarımız. Ekonomi yönetiminin hızla bu konulara dair politikalar üretilmesi gerekiyor. Ekonomiye tekrar odaklanarak reform gündemine bir an önce dönülmeli. Bu kapsamda, demokratik standartları yükselten, ekonomide yatırım ortamına güven verici bir yaklaşımla yapısal sorunlara kalıcı çözümler üretilen yeni bir dönem olması bekleniyor. Türkiye'nin üretim ve teknoloji odaklı, daha akıllı, kapsayıcı ve sürdürülebilir büyüme sağlaması için gerekli zeminin yaratılmasına yönelik adımların ivedilikle atılması gerekiyor. Halkın en büyük temennilerinden biri de seçmenin sandıkta verdiği mesajı doğru değerlendirip, siyasi çekişmeleri bir yana bırakarak ulusal mutabakat döneminin başlatılmasıdır. Küresel ekonomik dalgalanma ve bölgemizdeki sıcak gelişmeler dikkate alınarak, Türkiye'nin ana gündemi güçlü ekonomi olmalıdır. Sanayide, ihracatta, istihdamda, lojistikte doğru adımlar atıp yeni bir kalkınma hikayesi yazılmalıdır. Uluslararası yatırımcıların ülkemize yönelik iştahını artıracak düzenlemeleri bir an evvel yapılmalıdır. Eğitim başta olmak üzere stratejik alanlarda reformlar en kısa zamanda hayata geçirmelidir. Bu duygu ve düşüncelerle tüm siyasi partilerin özellikle de iktidarın seçmenin mesajını en iyi şekilde alıp geçmişe değil geleceğe bakması gerekiyor. Bunun için de karşılıklı hoşgörü, birlik ve beraberlik ortamının oluşturulması, en önemlisi de görüşlerimiz farklı olsa da biz hep birlikte Türkiye'yiz şuur ve bilincinin sağlam bir şekilde oluşturulması gerekiyor saygılarımla.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Yoğurt kovasıyla gelen dayanışma
Yoğurt kovasıyla gelen dayanışma
Gençler sektörün zirvesindekilerle buluştu
Gençler sektörün zirvesindekilerle buluştu