ÖSO’yu bırak, vatan savunmasına bak!
Hakan Özen

ÖSO’yu bırak, vatan savunmasına bak!

Reklam

Afrin’de devam eden terörle mücadeleye aklıselim davranıp siyasi farklılığı bir kenara bırakanlar büyük bir çoğunlukla yerini vatan savunmasından yana alırken azınlıkta olsalar da belirli bir kesim siyasi hesaplaşma ya da terör örgütü ve emperyalizmle olan göbek bağından dolayı çeşitli algılar ortaya atmaya devam ediyorlar. Bu psikolojik algı ve harekat malzemelerinden biri de Özgür Suriye Ordusu hakkında ki bazı iddialar ve çamur at izi kalsın tarzı yaklaşımlar. O kesimlere göre ÖSO bir terör örgütü ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu terör örgütüyle Afrin’de birlikte hareket ediyor.

Öncelikle o kesimlerin iddia ettiği gibi ÖSO bir terör örgütü değil. ÖSO o kesimlerin iddia ettiği gibi El Kaide örgütünün içinden çıkmış bir yapılanma değil. El Kaide’nin bir kolu olan El Nusra, bugünkü adıyla Heyet Tahrir Şam, hiç ÖSO olmadı. Tam tersine El Nusra ile ÖSO arasında kanlı çatışmalar oldu. Ahrar-uş Şam da ayrıdır, hiç ÖSO olmadı. ÖSO, başarılı olamayınca bölündü. Kimi El Nusra’ya, kimi DAEŞ’e katıldı. Bir kesimi hâlâ ABD’nin denetimindedir. Önemli bir bölümü ise Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kumandası altında ABD emperyalizmine ve PKK’ya karşı savaşıyor. ÖSO’yu ilk kuranlar, Suriye Ordusundan ayrılan subaylardı. ABD ve Türkiye başta olmak üzere çeşitli devletlerin istihbarat örgütleri ÖSO içinde etkili oldular. Fırat Kalkanı Harekâtı’nda Türk Ordusunun kumandası altında savaşan ÖSO kuvvetlerinin büyük kesimi, Suriye Devleti Ordusuna katıldı. Türk Ordusunda savaşan ÖSO, Suriye ile yakınlaşıyor ve Suriye ile bütünleşiyor. Çünkü ABD’ye karşı savaşıyor. O nedenle öncelikle ÖSO hakkında ileri geri konuşanlar ve karalama politikası içerisine girenler bence öncelikle bu yapıyı öncelikle araştırmalıdırlar. Ancak onların öyle bir derdi yok. Çünkü savaş cephesinde değiller. Hatta kimisi AK Parti ve Erdoğan düşmanlığını akıl almaz bir boyuta taşıyarak devlet düşmanlığı durumuna getirmiş durumda. Bu nedenle de düşman cephesinde ve yenilmemizi istiyor.

Oysa bizim bölünmeye tahammülümüz dahi yok. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi, “Hattı müdafa yoktur sathı müdafa vardır” ve vatan savaşının zaferi, vatanı kurtarır, milleti özgürleştirir, ülkeye barış getirir, insanlığın emperyalizme karşı mücadele cephesini güçlendirir. Vatan savaşını anlamayan kirlenir. Dünün karanlığı bugünü karartmaz. Dünün yağmuruyla ıslanmazsınız. Veya: Dünün güneşiyle bugünü ısıtamazsınız. Zaman bugünkü zamandır. Durum bugünkü durumdur. Zaman ve durum ise terörle kararlı bir şekilde mücadele zamanıdır. Bunu da tüm farklılıklarımızı bir kenara bırakarak zaferle ayrılırız. Yerli ve milli duruş ise her zaman olduğu gibi de bugün de vazgeçilmez şiarımız olmalıdır. Emperyalist kirli oyunlarla ülkemiz üzerine oynanan tüm planları bertaraf etmek için farklılıklarımızı gökkuşağının renkleri gibi zenginlik kabul etmeli, devletimizin bekası ve devletimizin bölünmez bütünlüğü için üzerimize ne düşüyorsa yapmalı, bundan ne pahasına olursa olsun kaçınmamalıyız.

Kurtuluş Savaşından Cumhuriyet’e giden yolda milli mücadelenin temeli Türk milletinin haysiyet ve istiklal mücadelesi oluşturmuştur. Dolayısıyla Cumhuriyete giden yol; milli duruş, düşünce, haysiyet ve istiklal mücadelesiyle başlamıştır. Bu gaye ve mücadele üzerimize sinsi ve kirli bir şekilde dayatılan emperyalist ve terör olaylarına karşı da devam etmelidir. Ne pahasına olursa da bundan asla vazgeçilmemelidir. Şehitlik ise kahraman güvenlik güçlerimiz ve bizler için en yüksek mertebedir. Afrin’e giden bir askerimize gazeteci ‘nereye gidiyorsunuz?’ diye sorduğunda kahraman askerimiz, ‘Beklemesinler! Kızılelma’ya gidiyoruz’ diye cevaplandırdı. Evet, Kızılelma vazgeçilmezimizdir. Kızılelma; Türkün Türk Dünyası buluşmasıdır, Ay ile Hilalin buluşmasıdır. Güçlü ülke Türkiye hedefinde yürüyeceğimiz tek yoldur. Kızılelma yüreğimizde yanan ateştir, Afrin’de, Güneydoğu’da ve yurdun dört bir yanında terörle mücadele eden kahraman güvenlik güçlerimize, Mehmetçiklerimize saygılarımı, şükranlarımı sunuyorum. Şehitlerimize ise Allah’tan rahmet dilerken minnetlerimi iletiyorum. İnanıyorum ki onlara 80 Milyon Türkiye olarak hep birlikte dualarımızı yolluyorum. Çünkü tek devlet, tek vatan, tek millet, tek bayrak ve resmi dil Türkçe’den asla vazgeçmeyeceğiz. Hele hele Kızılelma yürüyüşünden asla vazgeçmeyeceğiz

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Manisalı genç işadamları Ukrayna ile ticari bağ kuruyor
Manisalı genç işadamları Ukrayna ile ticari bağ kuruyor
Manisa’da Gediz Havzası ele alındı
Manisa’da Gediz Havzası ele alındı