8 MART VE TÜRKİYE'DE KADIN OLMAK
Hakan Özen

8 MART VE TÜRKİYE'DE KADIN OLMAK

Reklam
8 Mart Dünya Kadınlar Günü verilen birbirinden güzel mesajlar, etkinlikler ve duygu yüklü sözlerle kutlanıyor kutlanmasına ama bizler için bu denli kıymetli anamız, bacımız, yarimiz olan elleri öpülesi kadınlar için bu anlam ve önemi bir günle sınırlandırmak ne kadar doğru diyesi geliyor. Çünkü romantik sözleri, duygusallığı ve birbirinden güzel mesajları, verilen çiçekleri bir tarafa koyup Türkiye’de kadının yeri dediğimiz zaman insanın hayıflanası geliyor. Bunun nedeni de nüfusunun yüzde 49,8’inin kadın olduğu Türkiye’nin Dünya Ekonomik Forumu (WEF) "Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu"na göre 145 ülke arasında cinsiyet eşitliğinde 130. Yer alıyor olması. Yapılan araştırma raporu ve sonucuna göre toplumsal cinsiyet eşitliğinde en önde gelen ülkeler sırasıyla İzlanda, Norveç, Finlandiya olurken en son sırada ise Yemen, Pakistan ve Suriye yer alıyor.
Bu yazımla ilgili gerekli araştırmayı yaparken ve konuyla ilgili doneleri topladığım esnada Manisa’da bir bayan yakınıma denk geldim. Biraz hal hatır sorduktan sonra, Bana, “Biliyor musun bu sıralar hayırlısıyla bir çocuk bekliyoruz” dedi. Uzun zamandır görmediğim arkadaşımı görmenin mutluluğunu yaşarken mutluluğum bu haberle bir kat daha artarken, yalnız diyerek devam eden arkadaşım; “Bir basın mensubu olarak neden eski Celal Bayar Hastanesi olarak geçen Merkez Efendi kadın doğum hastanesinde ki yaşananlara yer vermiyor musunuz? Gazeteci olarak dikkatinizi mi çekmiyor?” sorusunu yöneltti. Ben tarafıma yöneltilen soru karşısında bir takım sözler sarfetmeye çalışsam da bayan arkadaşım devam etti; “8 Mart Kadınlar Gününü kutluyoruz öyle değil mi? Bu günde ardı ardına güzel sözler, mesajlar, çiçekler birbirini izleyecek. Ya sonra? Biliyor musun Kadın Doğum Hastanesine ister sağlık durumu ister doğacak bebeği için binlerce gelen kadın hasta var ve koskoca hastanede toplam 3 tane ultrason cihazı var. Üstelik örneğin o esnada en az 5 kadın ultrasonda bakılacaksa hepsi aynı anda odaya giriyor ve affedersin üzerini çıkarıyor. Doktor o halde sırayla hepsine bakıyor. Allah aşkına bu ne demek oluyor? Olur ya bir kadın hasta herhangi bir durumdan dolayı Kadın Doğum Hastanesinde ameliyat olacak. Ameliyathane bölümünde yatak sayısı yeterli gelmediğinden istenmedik sıkıntılar ortaya çıkıyor. O durumdaki bir kadının halini düşün! Bir taraftan psikolojik hali, düşük yaptı ya da kürtaj olacak evladını kaybetmenin acısı, diğer bir tarafta ise doğumunu bekleyen ve psikolojisi asla bozulmaması gereken bir başka kadın. Tüm bu ruh halinde bazı doktorların o hastaya yaklaşımları ve agresif tavırları. Nerede kaldı hasta memnuniyeti? Tüm bu saydıklarıma hastanenin duvarlarının uzun süredir boyanmamasını, yıpranmış olmasını ve diğer negatif hususları saymıyorum. Sen duyarlı bir insan ve basın mensubu olarak beni anlıyorsun ama inan bu söylediklerimi bir bayan olsaydın daha iyi anlayacağına inanıyorum.” Ben basın mensubu diliyle her ne kadar bir şeyler anlatmaya çalışsam da bayan arkadaşım sözleriyle bastırıyordu konuşmamı. Neyse araya bir iki espri katmaya çalıştım ve biraz sinirini üzerinden almayı başardım. Kendisiyle tekrar görüşmek üzere vedalaştıktan sonra düşündüklerini sakin kafayla bir kez daha düşündüm.
Söyledikleri gerçekten doğruysa sağlıkta özellikle son yıllarda yapılan devrim niteliğinde olduğu iddia edilen uygulamaları baltalar türdendi. Ümit ediyorum ki bu durum yetkililer tarafından bir an önce düzeltilir ve göz bebeğimiz, Peygamber Efendimizin bizlere emanetiniz diye bahsettiği baş tacımız kadınlar için Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesindeki şartlar bir an önce iyileştirilir. Tabi bu arada söz etmeden geçemeyeceğim öyle bir hava var ki Merkez Efendi devlet Hastanesinde yapımı devam eden yeni hastane bittiğinde adeta tüm sorunlar sona erecekmiş havası da hakim. İnşallah bu ümitli bekleyiş bir an önce sona erer ve Manisa her yönden hakettiği bir devlet hastanesine kavuşur. Yalnız yeni binayı beklerken herşeyin dondurulmuş ve beklemeye alınmış olmasını da doğru bulmuyorum açıkçası…
Evet, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü güzel sözler, mesajlar ve birbirinden renkli çiçeklerle, yenen yemeklerle geçirdik ama aklımda sürekli o bayan arkadaşımın anlattıkları kalmıştı. 8 Mart Kadınlar Günü ve Türkiye’de kadının yeriyle ilgili diğer araştırmalarım neticesinde ulaştığım donelerde pek iç açıcı değildi. Özellikle son yıllarda yine kız çocuklarının okula gitme oranını artırmak amacıyla yürütülen başarılı çalışmalar olsa da Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre okuma yazma bilmeyen kadın oranı erkeklerden 5 kat fazla. 25 yaş ve üstü nüfus içinde okur yazar olmayan kadın nüfus oranı yüzde 9,2. Erkeklerde bu oran yüzde yüzde 1,8. Üniversite mezunu kadınların oranı erkeklerin gerisinde. Üniversite bitiren kadınların oranı yüzde 11,7 iken erkeklerde bu oran yüzde 16,2 göze çarpıyor. Kız çocuklarının okullulaşma oranı son 15 yılda hızla arttı. Ancak özellikle ortaöğretimde hâlâ bölgeler arasında derin eşitsizlikler var. Ağrı, Muş gibi illerde kızların liseye gitme oranı yüzde 50’nin altında. Kadınlar üst yönetim ve karar verme pozisyonlarında da azınlıkta. Kadın Adayları Destekleme Derneği (KADER) 8 Mart için "Eşitsizlik Karnesi" hazırladı. KADER'in verilerine göre 26 müsteşarlığın hiçbirinde kadın yok. 81 ilin valisinden sadece ikisi kadın. Türkiye’deki 30 büyükşehir belediyesinin sadece üçünün başkanı kadın. Yargıda da kadın yok. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ve Askeri Yargıtay içinde sadece bir kadın başkan var. Siyasette durum daha da kötü. 1935’te Meclis'te yüzde 4,6 olan kadın oranı bugün yüzde 14,7. Ancak Türkiye’de 550 milletvekilinden sadece 81’i kadın. 27 bakan içinde kadın sayısı ise yalnızca iki. Şiddetin bir insanlık suçu olduğu dile getirilmiş ve bununla ilgili cezai muayededeler arttırılmış olsa da Türkiye’de kadınların en önemli sorunlarından biri şiddet ve kadın cinayetleri devam ediyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na göre her 10 kadından 4’ü eşi ya da erkek arkadaşından fiziksel şiddet görüyor. Şiddet gören kadınların yüzde 89’i hiçbir yere başvurmuyor. Kadının en çok şiddet gördüğü yer Orta Anadolu bölgesi. Buradaki kadınların yüzde 42,8’i yaşamının herhangi döneminde fiziksel şiddete maruz kaldığını söylüyor. Kadın cinayetleri ise her yıl artıyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre bir yıl içerisinde 303 kadın öldürüldü. Yeni uygulamaların, kanunların hayata konması ve kadınlara tanınan yeni haklara karşın maalesef yaşananlar ve rakamlarla kadının Türkiye'de durumu bu. Özetle kadın eğitimden çalışma hayatına kadar pek çok alanda dezavantajlı. Bu nedenle kadınlar 8 Mart’ta sadece süslü laflar, güzel mesajlar duymak istemiyor. Bunu 365 güne yayacak ve aksayan sorunları çözüme kavuşturacak uygulamalarında hayata kazandırılmasını bekliyor. Saygılarımla…
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kırkağaç tren garında restorasyon başladı
Kırkağaç tren garında restorasyon başladı
Jandarmadan helikopter destekli trafik denetimi
Jandarmadan helikopter destekli trafik denetimi