KUDÜS DÂVÂSINDA TÜRK SULTANI BAYBARS’I HATIRLAMAK
Kerime Yıldız

KUDÜS DÂVÂSINDA TÜRK SULTANI BAYBARS’I HATIRLAMAK

Reklam

Murat Bardakçı, meseleyi pek güzel özetledi:

"Önemli olan Kudüs konusundaki kararın uygulanabilirliği değil, adımlarını bir zamanlar ürkerek ve sinerek, binbir endişe ve “Acaba?”lar ile atan Türkiye’nin unuttuğu bir hakikatin, yani “Şarklı” olduğunun bilincine varması ve imparatorluk mirasının paylaşılma çabalarında bizzat yer almasıdır.”

Ben daha geniş bir açıdan bakmak istiyorum. Biz sâdece Osmanlı Devleti’nin mîrasçısı değil, Selçuklunun Karahanlının, Gaznelinin, Memlûklünün, kısacası Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 Türk devletinin mirasçısıyız.

Şinâsi’ye atfedilen, Tevfik Fikret’in de diline dolanan bir söz vardır:

“Milletim nev’-i beşer, vatanım rû-yi zemin”

Ne kadar tehlikeli bir söz! Tâlihsiz Jön Türkler, bu sözün büyüsüne kapılıp gittiler. Kendi hânedânına tapınan İngilizlerin, Osmanlı hânedânı düşmanlığından etkilendiler. Batının ilmini teknolojisini öğrenmek için gittikleri Avrupa’dan, "Şarklı" olmaktan utanarak döndüler.

Mehmed Âkif, hümanzm kokulu bu sözün geçersiz olduğunu Cihan Harbi’nde gördü. Kudüs düşünce müttefikimiz Almanların sevinç çığlıklarına şâhit oldu. Önemli olan, Kudüs’ün Müslüman Türklerden geriye alınmasıydı. Âkif, bunun üzerine şöyle dedi:

“Onların nev’-i beşerinde ben yoksam benim nev’-i beşerimde de onlar yoktur.”

Artık muhteşem bir mâzînin mîrasçısı özgüveniyle hareket etmeliyiz. Bu özgüvenini tam kazanmamız, târihi çok iyi bilmemizle olur. Çanakkale’yi, Kutülamâre’yi, Kudüs’ü lâyıkıyla anmak bizi diriltiyor. Adamların haçlı ruhundan hiç vazgeçmediklerini görüyoruz. 

Bir de “haçlı seferleri”ni tam idrak etsek neler neler olacak. Daha evvel de yazmıştım, Yüzüklerin Efendisi tersine çevrilmiş haçlı seferleridir. Adamlar bize gelince demokrasi çığlığı atıyorlar ama film yapıp destansı dönemlerine uzanıyorlar. Hem de “kralın dönüşü” mesajı vererek. O kral da filmin sonunda orglara, yâni Türklere saldırırken “O gün bu gündür, Batının halkı!” diye bağırıyor.

Onlar bunu yaparken hâlâ onların nev’-i beşeri olmaya çalışmanın bir anlamı yok. Bizi ne Alman seviyor ne Amerikalı ne de Rus! Şu anda yanımızda olan Rusya, Prut’u, Plevne’yi hiçbir zaman unutmadı. Çıkarı gereği Kudüs meselesine destek verince komünizmin nev’-i beşeri olmaya kalkanlar da büyük yanılgı içindedirler.

Kudüs gündeme gelince Memlûk Sultanı Baybars’ı anmamak olmaz. Bir yandan Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs dâvâsına sâhip çıkarak Kudüs’ü haçlılardan geriye alan, diğer yandan Moğol belâsını durduran Sultan Baybars, Türk târihinin en şanlı komutanlarından biridir.

Elif Şafak’ın Aşk romanını okuduğumda hayretler içinde kalmıştım. Romanın en aklâksız karakteri Konya subaşısı Baybars’tı. Romanın geçtiği dönemde Sultan Baybars, henüz târih sahnesinde yok. Dolayısıyla bu isim Anadolu’da bilinmiyor. 

O zaman niye bu isim seçilmiş?

Türk târihinin muhteşem bir sayfasını karartmak, unutturmak istiyorsanız o devre mührünü vurmuş sultanın ismini roman veya dizilerde kirletmek, artık en kestirme yol.

Gördüğünüz gibi haçlı seferi, sâdece eline silah alıp saldırmakla olmuyor. Türlü türlüsü var. 

Bize düşen nedir peki?

16 Türk devletinin mîrasçısı olduğumuzu bileceğiz. Şâirin;

Nerde kaldı o çağlar ki analar kurt doğururdu

Hilkat insan çamurunu destanlarla yoğururdu

dediği destansı çağlara kadar bileceğiz.

 

Nerde o yiğitler ki gür sesleri ülkeyi bürür,

“Yürü!” dese dağlar yürür, “Dur!” dese kalpler dururdu

dediği kahramanları bileceğiz. İsimlerini, çocuklarımıza isim vereceğiz.

Sultan Abdülhamid Han, Ertuğrul ismini ve Söğüt’ü ihyâ etmeye başladığında, “Sona geldik derken başa döndük” diye telaşlananlar olmuştu.

Daha gerilere gidelim ki daha da telaşlansınlar. Selçukluya, Memlûklüye, Göktürk’e… İlimizi, töremizi hatırlatan günlere…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Manisalı genç işadamları Ukrayna ile ticari bağ kuruyor
Manisalı genç işadamları Ukrayna ile ticari bağ kuruyor
Manisa’da Gediz Havzası ele alındı
Manisa’da Gediz Havzası ele alındı