Bu Pazar Orhan'a
Erdal ÇİL

Bu Pazar Orhan'a

Reklam

Biz yüzümüzü, bu ülkenin dün olduğu gibi bugün de yarın da huzuruna, mukaddesatına göz dikenlere karartırız.

Biz öfkemizi dün bir dilim ekmeği paylaştığımız, ülke oluk oluk şehvet batağına yuvarlanırken omuz omuza verdiğimiz ve gardaş diye bağrımıza bastığımız yiğitlere değil, peygambere ve onun ümmetine her fırsatta mevzi alarak konumlananlara kusarız.

Uzaktan atılan değil, yakından atılan taşlar acıtsa da canımızı ve düşmanımızdan duymadığımız sözleri yakınımızdakilerden, onların dillerinden dökülüyor görsek de ‘gardaş’ demişiz ya; eğer başımızı duymazdan gelir geçeriz!

Bu yüzden bilenler dosta, kardeşe takındığımız tavırdan dolayı YUNUS diye tanırken; zalimler ve Allahın nizamına karşı duran soysuzlar ise bizi hep YAVUZ olarak tanır, YAVUZ’ dan çekindikleri gibi çekinirler.

1977’ lerden beri onu hep dosta, gardaşa karşı YUNUS; zalime karşı dik duruşlu ve ilerleyen yaşına rağmen halen onsekizindeki gibi diri bir YAVUZ duruşlu tanıdım.

Ve inan: Bu kılıç, bir insana bu yüzden hiç kimseye yakışmadığı gibi onun eline yakıştı.  

Onu onsekizinde de yaşının çok üstünde olgun tanırken şimdi elliyedisinde olmasına rağmen halen delikanlı, diri ve sarsılmaz iradesiyle,  onsekizindeki gibi devletinin, milletinin yılmaz savunucusu görüyorum.

Bırakın yaşları ilerlemiş olsun!

Hatta kimileri doğru yerlerde fotoğraf vermiyor olsalar da inanın ülke lafı geçince, vatan ve millete dair bir söz düşerse ortalarına; şöyle bir bakıverin çevrenize ve yüzlerindeki o sımsıcak ifadeden, o yaşlarından beklenmeyen heyecanlarından tanıyacaksınız onları.

Onlar Orhan’ların arkadaşları.

Kiminin üstü başı perişan, kiminin façası biraz daha yerinde kimisi ise yıllara rağmen halen eskisi gibi…

Önemli mi?

Onların başlarına gelenlerin onda biri bugün kocaman makamlarda bulunanların başlarına gelse çoktan çatlar, çoktan yok olurlardı.

Ama bakınız Orhan’a…..

O; bir kıpırtısıyla binlercesini bir araya getirip; İzmir’in meydanlarına sürükleyen, gençliğini İzmir’e vakfeden, İzmir’e feda eden, İzmir sevdalısı,  Anadolu yiğidi Orhan. 

O inandığı değerleri uğruna, o kendine inanan arkadaşları uğruna kan kusmayı göze alan ama asla satışlara gelmeyen, satılık sofraların, satılık pazarların malı olmayan Orhan.

Çınarlı’da onlarcasının başına üşüşüp pusuya düşürdüğü anda da, adeta bir kan çuvalına dönmüş ve karakolların dahi onu almaktan imtina ettikleri, devletin bile ona kol kanat germekten aciz olduğu, bir vurguna rastlayan beraberliğimizin üzerinden çok yıllar geçmesine rağmen muhabbetimiz ve kederlerimiz hep aynı!

Dün ona ve arkadaşlarına inanmayan, hatta her fırsatta onları kendi çıkarları uğruna kullanmak isteyen devlet büyükleri sanki cisim ve isim değiştirerek yine aynı ulu makamlardalar ve Orhan ve arkadaşları yine sokakta.

Orhan’ların yaşadıkları onların dillerinde ve edebiyatını yine onlar yaparken hatta Orhan’ların sözlerini onlar çalar oynarken, Orhan yine de ne dargın ne de küskün!

“Herkes kaderini yaşar ve herkes kendine yakışanını yapar” diyor gülümseyerek.

‘Allah bu millete tekrar İstiklal Marşı yazdırmasın’ diyen Akif’i 2017 lere taşıyıp; Allah bu millete bir daha ne 12 Eylül’leri, ne de 15 Temmuz’ları yaşatmasın diyecek kadar da ferasetli.

Ben ona Orhan dedim!

Siz varın Oğuz deyin, Bahtiyar deyin, Yavuz deyin!

İsmin bir anlamı var mı yaptıklarıyla kıyaslandığında?

Ama dediğim gibi özellikle ortalık yerlerde, kalabalıklarda sakın görmezden gelmeyin, ıskalamayın!

Edebe dair, ahlaka dair, nizama dair boş ve aymazca seslerin çoğaldığı ortamlarda şöyle bir bakıverin etrafınıza!

İçi, içine sığmayan, yumruklarını sıkmış, yüzü kızarmış, gerilmiş birini görürseniz; elinizi omzuna koymadan gülümseyiniz ve gözlerinin taaa içine dalın!

Nasıl bir Mavera’da bulduğunuza kendinizi inanamayacaksınız!

İlle de konuşturmanıza gerek yok; anlayın gözlerinden neler dediklerini, neler haykırdıklarını.

Hal diliyle tahsili onlara sorun ve artık biraz da sizler ayağa kalkarak seyrettirin kendinizi.

Gerçi onlar seyretmeyi de hiç öğrenmediler ki…

En kısa zamanda kalkıp yanınıza iştirak edeceklerinden eminim!

Hiç duramazlar ki yerlerinde.

Ne köprüler, ne göklere uzanan beton binalar!

Orhan ve arkadaşlarıdır aslında bir milleti ayakta tutan, ruh kazandıran, milleti devlet yapanlar.

Orhan ve arkadaşlarıdır hayata anlam katanlar.

Hadi bu Pazar kendimize bir Orhan bulalım ve henüz tükenmeden Orhan’lar, çoluk çocuk onlara ayıralım bu pazarımızı. Onların enerjilerinden istifade edelim, onları soluyalım bu pazar.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
G.Manisaspor'da Berkay ile yollar ayrıldı
G.Manisaspor'da Berkay ile yollar ayrıldı
Adı Aşk Filminden Şehit Yakınlarına ve Gazilere Destek
Adı Aşk Filminden Şehit Yakınlarına ve Gazilere Destek