Manisalı Laxrence'in dönüşü
Kerime Yıldız

Manisalı Laxrence'in dönüşü

Reklam

Bülent Arınç’ın bende özel bir yeri vardır. 12 Eylül mahkemeleri sebebiyle şöhretini duymuştum. O zaman adını bilmezdik. “Bir avukat var, para almadan ülkücüleri savunuyor.” derlerdi.  Doğal olarak ülkücü sanıyorduk.

Yıllar sonra bu efsânenin kim olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdım. Çünkü Millî Görüşçü olduğunu bilmiyordum. Açıkçası Millî Görüşçülerle köprü kurmama vesîle olan sîmâlardan birisidir.

Hakkında eleştirel yazılarım da oldu. Zâten Millî Görüşçülerle yüzde yüz uyumluyum dersem yalan olur. Asla ve kat’a saygısızlık etmedim. Edemem de. TBMM Başkanı olan birisine saygısızlık etmeye devlet terbiyem müsâade etmez.

“Cübbemi tekrar giyesim geliyor.” dediği zaman “İşte bu!” dedim. “Merhamet, adâlet” diyenlerin hâin diye yaftalandığı bir dönemde bunu söylemek çok mühimdi.

Bülent Arınç, “Manisalı Lawrence” diye linç edilmek istendiğinde çok kanıma dokundu. Haddi aşan saldırganlık, mâziye dâir mühim bir ipucudur. Bu yüzden, haddini aşan köşe yazarlarının geçmiş yazılarını, üşenmeden, didik didik okuma huyum vardır. “Manisalı Lawrence” diyen yazarın eski yazılarını merâk ettim. Bir de ne göreyim? Utanmadan sıkılmadan, TBMM Başkanı’na Lawrence diyen hadsiz, Başbakan Erdoğan’ı PKK’lı ölülere işkence etmekle suçladığı günlerde Gülen’e şiir yazmış.

“Dağlarına bahar gelmiş memleketimin

Gülen de görse bu güneşi, Ahmet Âbi de Nâzım da

Hrant Âbi de salınsa dağlarında özgürce,

Rakel ve Gülten Abla artık huzur bulsa” (5 Mayıs 2010-Taraf, Böyleyken Böyle)

Meseleyi anladım. Mezkûr yazar, “Yaz kızım!” diyen hiç kimseyi geri çevirmiyordu.

Hemen kaleme sarıldım. Sayın Arınç’a hakâret eden yazarın terceme-i hâlini ortaya döktüm. Bunun ağır bir bedeli olduğunu, zaman gösterdi. Hiç mühim değil. Bu topraklar, çoook Gertrudelar gördü. Elhamdülillah ne Hayme Analarımız biter ne de Nene Hatunlarımız.

Mezkûr yazar, bir yazısında, “Adâlet vicdan edebiyatı yapanlar neye hizmet ettiklerinin farkındalar mı acaba?” diye tehditler savurmuştu ama ağaca çıkan kadına merhamet eden Erdoğan için tek kelime etmedi. Cumhurbaşkanı, Arınç’a teşekkür ettiğinde, “Kime teşekkür ediyorsunuz acaba?” diye çemkirmesi de gerekirdi. “O, sâdece siyâsî cenâzelere çemkirir.” dediğinizi duyar gibiyim. Nitekim haklısınız. Şaşkınlığından Trump’a sardırdı.

Şimdi, “Bülent Arınç geri döndü.” demek yanlış olur. Bir yere gitmedi ki dönsün. Yerinde sabırla bekledi. Ona fetöcü diyenler gittiler.

Bitti mi? Bu kadar mı peki? Arınç’a, Lawrence diyen hadsiz ne olacak?

Bir politikacıya, “Şimdi ne olacak?” diye sordum. “Hiçbir şey olmamış gibi Arınç’a tekrar iltifat edecek.” dedi.

”Yok artık!” dedim.

“Var artık! Yakında görürsünüz.” dedi.

Ben de bir tuhafım doğrusu.

Hâlâ doğruluk bekliyorum.

Devenin neresi doğruysa….

 ……….

Bu arada Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’ı, Bülent Arınç meselesindeki duruşu sebebiyle tebrik etmek istiyorum. Kendisini savunan adama, ikbâl uğruna ihânet etmesini, sırtını dönmesini bekleyenler oldu. Bir an tereddüt etmeden vefâsını gösterdi.

Bülent Arınç ve Selçuk Özdağ’ın yol arkadaşlığı, hepimize örnektir.

 

İHSAN ŞENOCAK YAZIMIN ARKASINDAYIM

Bir arkadaşım, dünki yazıma itiraz etti. İhsan Şenocak’ın fetöcülere karşı olduğunu söyledi.  “Tamam da 15 Temmuz gecesi cephede (!) kayıt yapmayı akıl eden birinin daha evvel fetöcülere sayıp söven, ölümüne karşı duran bir kaydına rastlamadım.” dedim.

Sayıp söven videosuna rastlamadım ama “Yapma Hocam, etme Hocam! Her şeye rağmen sana hocam dedik. Allahaşkına bedduâ etme Hocam!” diye yalvaran, Gülen’e “hocam” dediğini itiraf eden videosunu seyrettim. Konuşmanın târihi, 21.12.2013. Yâni 17 Aralık sonrası. Bu târihte bile Gülen’e "hocam" diyen bir ilâhiyatçının, daha evvel, “Bunlar sapık! Önlerinde eğilmeyeceğiz!” dediğini zannetmiyorum. Tekrar edeyim, Resulullah aşığı bir ilâhiyatçının Peygambersiz İslâm projesine çok net ve sert karşı durması gerekirdi. Basra harab olduktan sonra konuşanı neyleyim?

Arkadaşıma, savaşırken (!) çekim yapmanın dayanılmaz hafifliğinden bahsettim.

İnsan cephede savaşırken çekim yapmaya fırsat bulabilir mi?

Aklıma şaşayım, 15 Temmuz gecesi Çankaya Köşkü’nün 5 numaralı kapısındaydık. Ne fotoğrafım ne videom var. Sonraki günlerde burada demokrasi nöbetindeyken bir ajans çekim yapmaya geldi. Beni söylemişler. “Gerek yok” diye geri çevirdim. Daha sonra, o gece dışarı çıkmayan köşe yazarlarının kahramanlıklarını okuyunca kendimi, gazinocular kralını reddeden acemi türkücüler gibi hissettim.

Daha nasıl anlatayım bilmem ki…

Bin talebesiyle cepheye koşmuşmuş…

O gece harmanın alt başındaki tuvalete gidenler bile “Dışarı çıktım” edebiyatı yapıyor.

Ayıptır ayıp!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kanser hastası Fatmanur yardım eli bekliyor
Kanser hastası Fatmanur yardım eli bekliyor
Bilim Şenliği Forum Magnesia’da devam edecek
Bilim Şenliği Forum Magnesia’da devam edecek