Yurttaş; Devletimiz üzerine düşeni yapıyor

Manisa Yurttaş Şifa Merkezi’nde Tamamlayıcı Tıp konusunda araştırmalarını sürdüren Op. Dr. Muzaffer Yurttaş, Türkiye’nin Koronavirüs salgınındaki mücadelesine ilişkin, “Türkiye salgın ile en iyi mücadele eden beş ülkeden birisidir" dedi. Akit Gazetesine yaptığı açıklamada Yurttaş, "Devletimiz üzerine düşenleri adım adım ciddi bir şekilde yerine getiriyor. Hastanelerimiz ve sağlık teşkilatımız üzerine düşen görevi takdire şayan bir şekilde yapmaktadır” ifadelerini kullandı.

Yurttaş; Devletimiz üzerine düşeni yapıyor

 

Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında aktif çalışmalarda bulunan ve 2015 yılından bu yana Manisa’da bulunan Yurttaş Şifa Merkezi’nde Tamamlayıcı Tıp konusunda araştırmalara devam eden 24. dönem Manisa eski AK Parti Milletvekili Op. Dr Muzaffer Yurttaş ile Koronavirüs hakkında konuştuk. Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu, Sağlıkçılara Yönelik Şiddetin Araştırılması Komisyonu’nda da çalışmalarda bulunan Yurttaş, Türkiye’nin salgın ile en iyi mücadele eden beş ülkeden birisi olduğunu belirterek, “Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca ve ekibini kutluyoruz. Büyük bir özveri ile çalışan Bilim Kurulu’na müteşekkiriz. Cumhurbaşkanımız ve yetkililere teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi.
Pek çok ülkeye kıyasla çok iyi sağlıkçılara sahibiz
-Koronavirüs pandemisi ile mücadelede Türkiye’nin yaptığı çalışmaları başarılı buluyor musunuz?
Türkiye salgın ile en iyi mücadele eden beş ülkeden birisidir. Ülkemiz salgının Çin’de duyulması ile birlikte çalışmalarını yoğunlaştırdı. Dünyaya ve komşularımıza yayılmasını takiben karantina tedbirlerini devreye soktu. Sağlık Bakanlığı ilk andan itibaren bilim kurulunu oluşturarak bu işi bilimsel yöntemlere göre yürütmeye başladı. Ekonomik destek paketi devreye sokuldu. Kısacası devletimiz üzerine düşenleri adım adım ciddi bir şekilde yerine getiriyor. Hastanelerimiz ve sağlık teşkilatımız üzerine düşen görevi takdire şayan bir şekilde yapmaktadır. Yerli solunum cihazı üretimi konusunda çalışmalar başlatıldı. Aşı ve ilaç üzerinde çalışmak isteyenlere her türlü destek ve imkânın verileceği beyan edildi. Yeni hastaneler devreye sokuldu. Sağlık sistemi açısından ülkemiz pek çok ülkeye kıyasla çok iyi sağlık çalışanlarına ve yoğun bakım imkânlarına sahip bir ülke. Ülkemizde 166 bin hekim görev yapıyor. 262 bin ebe ve hemşiremiz var. Diğer sağlık hizmetleri çalışanları ile beraber 1 milyon 100 bin sağlık çalışanına sahip bir ülkeyiz. Toplam yoğun bakım yatak sayımız 40 bin. Toplam hasta yatağı sayısı 240 bin. Şimdiye kadar entübe yani solunum cihazına bağlanan koronalı hasta sayısı 1000’in altında. Ancak başka nedenlerle yoğun bakımda bulunan hastaları unutmamalıyız.
-Bu salgının geleceği hakkında bir zaman verilebilir mi? Yaz döneminde bitecek diyenler vardı. Sizce süreç nasıl devam edecek?
Virüsü daha yeni tanıyoruz ve her geçen gün yeni bilgiler elde ediyoruz. Virüs herkeste farklı davranışlar gösteriyor. Bazen koku almayı engellerken, bazen ateş, bazen nefes darlığı ve öksürük yapabiliyor. Yaşlılarda daha kötü bir tabloya yol açıyor ama gençlerde de görülen ölümler var. Salgının geleceği konusunda zaman biçmek kehanet olur. Aşı ve gerçek tedavi edici ilaç bulunana kadar mücadele devam edecek. Güneşten virüs etkileniyor ama dünyanın bir yanı yaz iken diğer yanı kış olduğu için en az bir yıl daha mücadelenin devam edeceğini söylemek mümkündür.
Ülkemizde ve dünyada aşı ile ilgili çalışmalar başlatıldı
-Aşı konusunda ne gibi gelişmeler var? Türkiye’de ve dünyadaki çalışmalar umut vericidir diyebilir miyiz?
Bir aşının başarılı şekilde ortaya çıkabilmesi için bir, hatta 1.5 yıl gerekiyor. Daha önce çıkması büyük sürpriz olur. Ülkemizde ve dünyada aşı ile ilgili çalışmalar başlatıldı. Tüm beklentimiz bu konuda en hızlı neticenin alınmasıdır. Bağışık plazma diye bir çalışma var. Hastalığı geçiren ve vücudunda antikor oluşan kişilerin kanı alınarak hasta olanlara verildiği bir tedavi yöntemi bu. Bu yöntemin faydalı ve riskli tarafları var. Ama bir ihtimal dahilinde çalışmalar devam ediyor. İlaç tedavisi konusunda hem yerli bir firmamızın geliştirdiği, hem de Çin ve diğer ülkelerin ürettikleri ve Türkiye’nin de kullandığı ilaçlar var. Şu ana kadar var olan ilaçların hiçbirinden tam bir sonuç alınamadı. Her biri çalışma aşamasında denebilir. Kök hücre tedavisi konusunda çalışmalar devam ediyor. İnterferon üzerinde çalışılıyor. Ozon tedavisinin antiviral etkisinden yararlanarak kullananlar var. Türk Işın Tedavisi diye bir çalışma mevcut. Geliştirilen yöntem, bir kateter yardımı ile damar yoluna yerleştirilen ultraviyole ışığın özellikle kanda bulunan enfeksiyonları temizlemek için kullanılması esasına dayanıyor. Ultraviyole ve fotonik lazer ışığı sayesinde hem kanda bulunan hem de akciğer ve solunum yollarına yerleşmiş mikroorganizmaların bu yöntemler ile yok edilebileceği düşüncesi ile çalışma başlatıldı. İnşallah olumlu bir sonuç alınır.
“Beslenmemize çok dikkat etmeliyiz"
-Virüse karşı şu an elimizde güçlü bir silah yok. Peki vücudumuzdaki savaşçı hücreler ne güne duruyor. Bu noktada beslenme ve şifalı bitkilerin katkısı konusunda neler söylemek istersiniz?
Evet çok yerinde ve önemli bir soru. Elimizde güçlü bir silah var, o da bedenimizdeki savaşçı hücreler ve immün sistemimiz. Gördüğümüz ölüm vakalarının pek çoğu immün sistemi zayıf ve ileri yaşta kişiler. Virüs ile karşılaştığımızda devreye girecek olan bu sistemi güçlü tutmak gerekiyor. Kortizon gibi immün sistemi zayıflatan ilaçlar, kemoterapi ilaçları bedenimizi virüse karşı zayıf düşürüyor. Çalışmalara göre bağışıklık sistemi bozuk olan kişilerin koronavirüs enfeksiyonunu ağır geçirme riski daha fazla. Şu aşamada beslenmemize dikkat etmeliyiz, yeterli dinlenmeli ve uykumuzu almalıyız. Bağırsaklarımızda yaşayan probiyotikleri dengeli tutmak için tarhana, ev yapımı turşu, ev yoğurdu, limonlu su ve C vitamini, propolis, polen alınması tavsiye edilmektedir. Sigaranın kesinlikle bırakılması gerekir, çünkü sigara içenlerde solunum yetmezliği riski diğer gruplara göre daha fazla gelişmektedir. Zerdeçal, keçiboynuzu, kefir tüketmek faydalıdır. Hastalığa yakalanmamak ve yenmek için sağlıklı beslenme büyük önem arz ediyor.
Sağlık çalışanları ‘evde kalın’ uyarısında bulunuyor
-Sağlık çalışanları büyük risk altında. Fedakârca çalışıyorlar. Sağlık çalışanlarının bu süreçte talepleri, beklentileri neler?
Yerli solunum cihazı üretimi çalışmalarının bir an önce hayat geçirilerek sayısının artırılması talep ediliyor. Maske ve diğer ekipmanlar açısından mevcut desteğin aynı hızla artırılmasını istiyorlar. Bulaşı önleyecek kabin ve benzeri konularda çalışmaların hızlandırılmasını arzu ediyorlar. İş yükünün artırılmaması ve tükenmişlik sendromuna girmemek için acil olmayan hastaların sağlık sistemini bu süreçte meşgul etmemesi için duyuruların artırılmasını ve 112 telefonlarının sadece acil vakalara ayrılmasını istiyorlar. Aynı anda çok sayıda solunum cihazına ihtiyaç duyulmaması, salgının yavaşlatılması için insanların evinde kalması konusunda dikkatli olunmasını öneriyorlar. Sağlık çalışanlarına verilen tavandan ödeme müjdesinin temizlik, tıbbi sekreterlik ve diğer hizmetlerdeki çalışanlara da verileceğini ümit ediyorlar. Salgınla mücadele ederken vefat edenlerin yakınlarına sosyal hakların tanınması talepleri var.
Dünyanın fani ve ölümün yakın olduğunu gördük
-Son olarak bu salgından ne gibi dersler çıkarmalıyız?
Paniğe kapılmayacağız ama tedbirlere harfiyen riayet edeceğiz. Bu salgını fırsata dönüştürmeye çalışanlara fırsat vermeyeceğiz. Hastalık gelmeden sağlığın ve varlığın kıymetini bilip koruyacağız. Temizliğin ne kadar önemli, tedbirin ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha tecrübe ettik. Sağlığın ne büyük bir hazine, insanın da bazen ne kadar aciz olduğunu yeniden anladık. Dünyanın fani ve ölümün yakın olduğunu gördük. Her musibeti bin nasihatten elzem bilip, kendimize dersler çıkarmak sanırım en doğru olan yoldur. Varlığın, özgürlüğün ve sağlığın değerini şimdi daha iyi anladık. En iyi insan, görevini en iyi yapandır. Görevimizi yapmayı, milli ve yerli kaynaklarımıza dönmeyi, huzura odaklanmayı, insanı merkeze koyarak hareket etmeyi yeniden öğrenmeliyiz. “Ben” değil “biz” demeyi başarmalıyız. Kötülüklere engel olup iyilikleri çoğaltmalıyız. İnsanca yaşamayı ve insanı yaşatmayı en büyük iyilik bilmeliyiz.
Devletimizin malzeme ve ekipman desteği tam
- Şu an ülkemizde sağlık sistemi yeterlidir ve ihtiyaçları tam olarak karşılanıyor denebilir mi?
Şu an sağlık çalışanlarımız takdir edilecek şekilde ciddi bir mücadele veriyorlar. Devletimizin malzeme ve ekipman desteği tam. Yoğun bakım yatak sayımız ve hastanelerimiz yeterli ve gerekli hazırlıklar devam ediyor. Bazı ülkelerde emekliler ve tıp fakültesi son sınıf öğrencileri yardıma çağrıldı. Bizim ülkemiz için şu anda böyle bir şey söz konusu değil. Sahra hastaneleri ve diğer hususlarda tüm planlamalar yapılmıştır. Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca ve ekibini kutluyoruz. Büyük bir özveri ile çalışan Bilim Kurulu’na müteşekkiriz. Cumhurbaşkanımız ve yetkililere teşekkürlerimizi sunuyoruz. Sağlık çalışanlarında da pozitif vakaların çıktığını görüyoruz. Odaklanmamız gereken husus insanlarımızın gerekmedikçe sokağa çıkmamaları ve yapılan uyarılara titizlikle uymalarıdır. Unutmayalım ki dolaşan virüs değil, dolaşan ve hastalığın yayılmasına neden olanlar insanlarımız. Virüs bacadan pencereden girmiyor, insanların eliyle giriyor. Koronavirüs konusunda lütfen sadece yetkililerin ve bilim insanlarının uyarılarını dikkate alalım. Özellikle sosyal medyada dönen yanlış bilgilere itibar etmeyelim. Panik meydana getirmeyelim ama tedbiri de elden bırakmayalım.
-Belediyelerin çalışmalarını nasıl buluyorsunuz? Diğer kurumlar ne gibi çalışmalar yapabilirler?
Genelde belediyeler mücadeleye destek veriyorlar. Ancak şunu belirtmek isterim ki sokakların yıkanması tabii ki güzel ama salgın konusunda bir yararı yok. Belediyeler, pazar yerleri ve çarşılarda maske ve siperlik dağıtabilir. Televizyonlar ve yapımcılar faydadan çok zarar veren tartışmacı ve bilgisiz kişileri ekranlara çıkarmamalıdır.
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Nazım Hikmet anılıyor
Nazım Hikmet anılıyor
Petrol 3 ay sonra yeniden arttı
Petrol 3 ay sonra yeniden arttı