Özen; “Öz ve milli değerlerimize sahip çıkmalıyız”

Basın mensuplarıyla bir araya gelerek haber ve köşe yazılarında Türk Dilinin kullanılmasına özen gösterilmesi gerektiğini kaydeden Demokrat Gazeteciler ve Yazarlar Derneği Başkanı Hakan Özen, 2017 yılının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Türk Dili Yılı ilan edilmesinin son derece yerinde ve desteklenmesi gereken bir karar olduğunu belirtti. Özen, “Dilimize, tarihimize, öz benliğimize, bizi biz yapan değerlere sahip çıkmalı, milli bir eğitimden yana olmalıyız ve bunun için çalışmalıyız” şeklinde konuştu. Özen ayrıca Gazeteci Yazar Osman Özbaş'ın da imza gününe uğrayarak kitap sevgisinin ilkokul yıllarından itibaren aşılanması gerektiğini belirtti.

Özen; “Öz ve milli değerlerimize sahip çıkmalıyız”

“Dilimize, tarihimize, öz benliğimize, bizi biz yapan değerlere sahip çıkmalı ve bunun için gayret göstermeliyiz” diyen Demokrat Gazeteciler ve Yazarlar Derneği Başkanı Hakan Özen gazetecilerin ve köşe yazarlarının haber ve yazılarını yazarlarken yabancı kelimeler yerine Türk dilini en iyi şekilde kullanma gayretini göstermeleri gerektiğini belirterek “Türk dilinin önemini anlamalı, anlatmalı ve günlük hayatımıza bunu en iyi şekilde icra etmeliyiz. Bunun temeli de eğitimin tamamen milli olmasından geçiyor” dedi.

EĞİTİM BAŞTAN AŞAĞI MİLLİ OLMALI

“19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık ateşini yakıp ona inanan kahraman ecdadımızla birlikte İstiklal savaşında Türkiye’yi işgal etmek isteyen emperyalist güçlere gereken cevabı vermesinin ardından öncelikle üzerinde durduğu dört konu vardı. Bunlar; 64. Yılını kutladığımız Cumhuriyet, ulusal egemenlik, tamamen milli bir eğitim sistemi ve sanayileşmeydi. Çünkü bir devlet ekonomik ve toplumsal yönden nerede konumlanacağını uyguladığı eğitim politikalarıyla belirler. Atatürk dönemi için yazılmış “On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan” dizeleri, tam bağımsızlıkta kararlı, onurlu Cumhuriyetimizin o dönemin yokluğu, yoksulluğu içinde dahi halkın eğitiminde nasıl bir başarı sağlandığını anlatmaktadır” diyen Özen, “Modern çağın gereklerine tabi ki ayak uyduracağız, teknoloji neyi gerektiriyorsa onu takip ve icra edeceğiz ama tüm bunları gerçekleştirirken de milli değerlerimizden uzaklaşmamamız ve eğitim sistemimizin adı gibi milli olması gerekiyor” diye konuştu.

MİLLİ DEĞERLERİMİZE VE BİLİME ÖNEM VERMELİYİZ

Tamamen öz değerlerinden uzaklaşmış, kendi kültürünü, tarihini, sanatını, müziğini, örf ve adetlerini, geleneklerini anlatamamış bir eğitim sisteminin ne kadar iyi olduğu iddia edilirse edilsin dışının hoş ama içinin boş olacağını kaydeden Özen, “Bilim insanlarının bütün uyarılarına rağmen getirilen 4+4+4 uygulaması ilk başladığı andan itibaren bu zamana kadar orasından burasından değiştirilmeye çalışılmıştır. Keza, 15 Temmuz hain darbe girişiminden önce Bakanlığa sinsice çöreklenmiş FETÖ’cülerin izlerini taşıyan ders kitaplarındaki akıl almaz hatalar ortaya çıktıkça, bugün dağıtılan kitaplar ertesi gün toplatılır olmuştur. Sayın Erdoğan TEOG’un kalkmasını dile getirmemiş olmasaydı acaba TEOG’un yanlışlığı dile getirilmiş olacak mıydı? Üstelik böylesine yanlış bir eğitim anlayışının Türkiye’yi ileri taşıması da pek mümkün gözükmüyor. Çünkü milli değerlere, bilime ve bilim insanlarının uyarılarına kulak kapatılarak, liyakati belli olmayan ve kamuoyuna da açıklanmayan bir takım çevrelerin güdümünde hazırlanmış bir eğitim sisteminden fazla şeyler beklemek hayalcilikten daha uzak bir anlam taşımamaktadır” dedi. 

EĞİTİM HAKKI EŞİT VE AYNI KALİTEDE OLMALI

Devletin başlıca görevlerinden birinin tüm vatandaşlarına eğitim hakkını eşit, aynı kalitede ve parasız sağlamak olduğunu kaydeden Demokrat Gazeteciler ve Yazarlar Derneği Başkanı Hakan Özen, “Eğitimde durumun ve sistemin bu şekilde yürütülmesi ve eğitimde fırsat eşitliğinin önünün daha da açılması gerekirken her fırsatta her yeni açılacak okula İmam Hatip tabelasını asmak ilerde işsiz imamları da beraberinde getirecektir. İmam Hatip okullarına istatiksel bir bakış açısıyla baktığımızda bundan birkaç yıl önce 500 olan İmam Hatip okullarının sayısı 500’den 3 Bin 500’e İlahiyat öğrencisi sayısı 17 binden 100 bine, imam hatipte okuyan öğrenci sayısı ise 60 binden 1,5 milyona çıktı. Türkiye'de ibadete açık 87 bin 528 cami var. Diyanet İşleri Başkanlığının personel sayısı 117 bin 378. Bin 117 personel merkezde, müftülüklerde görevli personel sayısı 115 bin 218. Bunların 71 bin 362’si İmam Hatip unvanı taşıyor, Bunların ise 19 bin 721’i Kuran kursu hocası, 11 bin 908’i müezzin, 3 bin 51’i ise veri hazırlama ve kontrol işletmeni. İmam Hatip Okullarından mezun olanların sayısı her geçen gün daha da hızla yükselerek artacak ve Üniversiteli işsizler ülkesi olan canım Türkiye’m yakın gelecekte işsiz İmam Hatipliler dönemine geçiş yapacak. Belirttiğim gibi şayet İmam Hatip furyası açılmaya devam ederse şu an ihtiyaç fazlası olduğundan dolayı israfa dönüşen İmam Hatipleri ve bu okullardan mezun olanları zor bir süreç bekliyor olacak” dedi.

BÜTÜN ÖZEL OKULLAR KAMULAŞTIRILMALI

“Türkiye’mizin birlik ve bütünlük içinde, tam bağımsız, demokratik, refah dolu, huzurlu bir ülke olarak yeniden ayağa kalkmasının temel şartlarından birisi, Atatürk İnkılapları ışığında hazırlanmış milli ve bilimsel bir eğitim sisteminin uygulanmasından geçmektedir” diyen Özen sözlerine şöyle devam etti, “Bu nedenle öncelikle Eğitim Birliği Yasası temel rehber olarak kabul edilmeli, eğitim programı milli değerlerimize ve bilime dayalı planlanmalı, eğitim, okul öncesinden üniversite sonuna kadar parasız olmalı, bütün özel okullar ve özel üniversiteler kamulaştırılmalı, eğitim, anaokulundan başlayarak kesintisiz ve zorunlu 12 yıl olmalı, Ortaöğretim, çok programlı şekilde düzenlenmeli ve güçlü bir rehberlik sistemi altında öğrencilerin yetenek ve eğilimleri izlenmeli, öğrenciler istedikleri ve başarılı olabilecekleri alanlara ait lise türlerine yönlendirilmeli, bütün eğitim-öğretim kademelerinde sanat ve kültürel eğitim ile spor faaliyetlerine özel önem verilmeli, üniversiteye giriş merkezi sınavlarla olmamalı, üniversite dahil bütün öğretim kademelerinde Türkçe öğretim yapılmalı, öğretmenlik mesleği başarılı, yetenekli ve istekli gençlerimize açık tutulmalı ve öğretmen yetiştirmede planlama esas alınmalıdır. Atatürk Cumhuriyetine inanan, milli ve bilimsel eğitimin değerini bilen kitle örgütleriyle birlikte çalışılarak milli ve bilimsel eğitim için ne yapılması gerekiyorsa herkes elini taşın altına koymalı ve Türkiye’nin geleceğini hep birlikte inşa etmelidir.”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Baz istasyonundan klima çaldılar
Baz istasyonundan klima çaldılar
Yunusemre’nin hizmetleri takdir topluyor
Yunusemre’nin hizmetleri takdir topluyor